ANA SAYFA arrow Hasta Bakım
Sosyal Yasamda Aids Bulasmasi
Hasta Bakici
Sosyal Yaşamda Aids Tehlikesi

Boş zamanları değerlendirme, daha çok sağ­lıklı yaşam amacına yöneldi. Pek çok kişi iş sonrası spor yapabilecekleri yerlere, squash merkezlerine, tenis alanlarına, vücut geliştir­me salonlarına, sonrasında ise saunaya gide­rek rahatlamayı yeğliyor. Buralardaki yakın vücut teması ise pek çok spor meraklısının hevesine gölge düşürmekte. Bu yerler AİDS etkeninin kolaylıkla bulaşabileceği yerler mi­dir? AlDS'li oranı yüksek tatil ülkeleri, örneğin Kenya, rezervasyonların iptali ile karşı karşı­yadır. Pek çok turist Afrika'nın balta girmemiş ormanlarında düzenlenen fotosafarilere artık imrenerek bakmıyor. Çünkü tehlikeli maymun türü, ya da sivrisinekler aracılığıyla hastalık kapmaktan korkuyorlar. Kimileri, özellikle ço­cuklu aileler evlerinde besledikleri kedi ve kö­peklerin durumunu da kuşkuyla gözden geçirmekteler. Sık gittikleri restoranın garson ve barmeninden de şüpheliler. Bir hristiyan gele­neği olan "Abendmahl" de düşündürücü bulu­nuyor. Protestanlar bu geleneğe özgü ortak kupadan içki içmek anlayışının devam edip et­memesi gerektiğini soruyorlar.

Kuşku içinde olanlar genellikle kendilerini te­dirgin edenin ne olduğunu da tam olarak bilememekteler. Boş zamanları değerlendirmede keyfimizi kaçıran, bizi kuşkuya iten düşüncele­rin çoğu anlamsızdır. Çok az spor türünde tehlikeye neden olacak kanayan yara meyda­na gelmektedir. Hangi spor türlerini korkusuz­ca yapabileceğimiz, ne zaman tehlikede ola­cağımız konusunda bu bölümde bilgi veril­mektedir.

Halka açık yüzme havuzundan AİDS bulaşabilir mi?

Hayır. Halka açık yüzme havuzları şüphe gö­türmez şekilde dezenfekte edilmektedir. Bu dezenfeksiyon sadece AİDS değil, diğer pek çok daha dirençli hastalık etkeni de gözönünde bulundurularak yapılmaktadır. Kesin olarak emin olmak istiyorsanız havuz sorumlusundan bilgi alınız.

Bu dezenfeksiyon işlemi denetlen­mekte midir?

Evet. Genellikle Sağlık Bakanlığı'na bağlı gö­revlilerce. Bu kişiler düzenli olarak su örnekleri almakta ve gereken kontrolleri yapmaktadırlar. Havuzun dezenfeksiyon işlemlerinin kaydedil­diği bir defterin tutulması da zorunluluktur. Bu defterlerde düzensizlik dikkati çekerse yetkili­ler sıkı denetim uygularlar.

Bütün yüzme havuzları denetlenmek­te midir?

Halka açık, giriş için ücret talep edilen havuz­lar için bu sorunun yanıtı evettir. Özel havuz­lar, örneğin klüplere ait olanlar kontrole tabi değildirler.

Halka açık termal havuzlardan (kap­lıcalardan) AİDS virüsü alınabilir mi?

Hayır. Bu havuzların da diğer halka açık yüz­me havuzlarında olduğu gibi dezenfekte edil­me zorunluluğu vardır. Şüpheleriniz varsa so­rumlu kişiden bilgi alınız.

Sauna ya da buhar banyolarında has­talığın bulaşma tehlikesi var mıdır?

Hayır. Sauna ya da buhar banyolarında ısı vi­rüsü öldürecek güçtedir. 56°C'nin üzerinde HIV (AİDS etkeni) ölür.

Halka açık plajlarda tehlike var mı­dır?

Hayır. Deniz gibi büyük bir su kütlesi olasılığı en aza indirger. Kişi açık yara ile bile denize girse mikropla yarasının temasa gelmesi çok uç bir olasılıktır. Bu nedenle bu durumda an­cak teorik bir tehlikeden söz edilebilir.

Hristiyan geleneği "Abendmahl'de kullanılan çanak virüsü bulaştırıcı olabilirini?

Hayır. Bardak ve yemek takımlarının ortak kullanımından bugüne kadar bulaşma meydana geldiği saptanamamıştır. Ağız yoluyla bula­şabilecek diğer enfeksiyon hastalıklarını önle­mek için protestan kiliselerinde bardağı çevi­rerek içmek ya da çalkalayıp içmek anlayışı gelişmiştir. AİDS tehlikesinden söz edilemez.

Ev hayvanları AİDS taşıyıcısı olabilir­ler mi?

Hayır. Bugüne kadar kendiliğinden ya da de­neysel amaçla ev hayvanlarına insan için son derece tehlikeli olan AİDS virüsünü bulaştır­mak mümkün olmamıştır. Virüs, diğer canlılar­da değil, insan vücudunda yaşayabilmektedir.

Modern hava taşımacılığı geliştikten sonra hastalık etkenlerinin daha ça­buk yayılma gösterdiğinden söz edili­yor. Jetlerde bulaşma kaynakları var mı?

Hayır. Özellikle tatil amacıyla uçmak sosyal temas olanaklarını arttırıyor. İnsanlar birbirle­riyle konuşuyorlar, el sıkışıyorlar, ya da birbiri­nin yanağına öpücük konduruyorlar. Birlikte yemek yeniliyor, belki de aynı bardaktan içili­yor, tuvalete gidiliyor, aynı kulaklık kullanılıyor. Bunları hiçbirisi tehlikeli değil. Ama uçaktaki komşunuzla tatil yerine ulaştığınızda korun­masız birlikte gecelemek elbette riskli.

AİDS etkeni bütün dünyaya yayılmış durumda mıdır?

Normal seyahat trafiğiyle ulaşılabilen bütün ül­kelerde AİDS'e rastlanmaktadır. Ama hastalık değişik yerlerde değişik sıklıkta karşımıza çık­maktadır.

Hangi ülkelerde HIV adlı virüse daha sık rastlanmaktadır?

Amerika Birleşik Devletleri'nde, Karayibler ve Afrika'nın Kenya, Zaire ve Uganda gibi ülkele­rinde pek çok insanın bu virüsü taşıdığı bilin­mektedir. Bu nedenle merkezi Afrika'da olan bir AİDS kuşağından sözedilmektedir. Avru­pa'da da adı ve cilt rengi dışında tanımadıkları kişilerle cinsel ilişkide bulunanlar tehlikededir­ler.

Asya ve Doğu Avrupa ülkelerinde du­rum nasıldır?

Doğu Avrupa ülkelerinden bugüne kadar çok ender enfeksiyon hastalıkları ve diğer hasta­lıklar konusunda bildirimde bulunulmuştur. Mart 1987 ortalarına kadar Doğu Almanya'da HIV taşıyan 14 kişi bildirilmiştir. Yakın ve uzak doğuda görülen belli ölçüdeki yayılmanın da­ha çok bu ülkelere ulaşan ABD etiketli kan konserveleri yoluyla olduğu düşünülmektedir.

Bu kanlar ve ürünleri test yapılmayan döneme aittir. Buna karşın İsrail, Mısır, Türkiye gibi yakın doğu ülkeleriyle, Taylan, Seylan, Hindistan, Malezya gibi uzakdoğu ülkelerine yapılacak tatillerde bu ülke insanlarıyla kurulacak yakın ilişkilere dikkat edilmelidir.

AİDS'e sık rastlanan ülkelerde iç ra­hatlığıyla tatil yapılabilir mi? Örneğin Kenya'da safari yapmak nasıl bir dü­şünce?

Bu ülkelerde tatil yapılabilir. Gidilen ülkelerde yeni tanışılan kişilerle veya seyahat grubun­dan yeni tanıştığımız kişilerle korunmasız cin­sel ilişkide bulunmanız tehlike getirir. Safari­den veya bir deniz kenarı tatilinin vereceği ke­yiften AİDS korkusu nedeniyle fedakarlıkta bu­lunmak gereksizdir.

Tropikal ülkelerde ya da Afrika'da bir tatil düşünülüyor. Sivrisinek ya da di­ğer sokan hayvanlar virüsü taşırlar mı?

Hayır. Bugüne kadar sivrisinek sokmasıyla AİDS'e yakalanan insana rastlanmamıştır. Bu "sivrisinek teorisi"ne karşı tek kanıt değildir. Amerika'da geniş bataklık alanları, dolayısıyla binlerce sivrisineğin yaşadığı bölgeler vardır.

Örneğin Florida. Hastalık sivrisinekler aracılı­ğıyla taşınıyor olsaydı, buralarda sivrisinekler tarafından en çok ısırılanların, örneğin çocuk­ların hasta olmaları gerekirdi. Ama durum böyle değil. ABD'nin diğer eyaletlerinde oldu­ğu gibi Florida'da da sekiz yıldan bu yana özellikle homoseksüeller, ilaç bağımlıları ve kan nakli yapılanlar bu hastalığa yakalanmak-talar. Nedeni ise bu virüsün insan kan ve sperminde çoğalması, sivrisinek gibi daha ba­sit canlı türlerinin kanlarında çoğalamaması.

Yeşil maymun tarafından ısırılmam tehlike doğurur mu?

Hayır. Bu maymun türünün virüsün insanlara bulaşmasına aracılık ettiği başlangıçta sözü edilen bir şüpheydi. Kanıtlanmamıştır. AİDS etkeni HIV yanlızca insan vücut sıvılarında ve­ya laboratuar koşullarında benzeri bir ortam sağlandığında üremektedir.

Hobi olarak futbol oynuyorum. Büyük turnuvalarda takımlar arasında for­ma değiştirmek bir gelenek. Tedir­ginlik duymakta haklı mıyım?

Hayır. Sorun yaratacak bir durum yoktur. Ter yoluyla bulaşma olmaz. Forma değiştirme zevkinden kendinizi mahrum etmeyin.

Spor sonrası ortak duş kullanmak, suların sıçraması bulaşma tehlikesi­ni beraberinde getirir mi?

Kesinlikle hayır. Duş temiz değilse ayak man­tarı kapabilirsiniz belki; ama AİDS değil. Ter bulaştırıcı değildir, üstelik sağlıklı deri yoluyla virüs vücuda giremez Biri ağzını suyla doldu­rup üzerinize püskürterek şakalaşsa bile tedir­gin olmanız gerekmez.

Boks karşılaşmalarında önemli yara­lanmalar olabiliyor, genellikle rakibin teri yüzünüze sıçrayabiliyor. Tehlike­li midir?

Tehlike büyük olmamakla birlikte gözardı da edilmemelidir. Her iki boksörde kanamalı yara meydana gelmiş ve yaraları birbirleriyle temas etmişse enfeksiyon meydana gelmiş olabilir. Elbette söz konusu iki kişiden biri AİDS virüsü taşıyorsa

Vücut geliştirme salonunda spor ya­pıyorum. Çalışırken ter adeta akıyor. Mikrop bulaşabilir mi?

Hayır. Ter enfeksiyon kaynağı değildir. Virüs yalnızca vücut sıvılarında yaşayabildiğinden, sentetik deri kaplı bir oturma yeri veya aletin sentetik deri kaplı kolu bulaştırıcı olamaz.

Solariumda bulaşma olur mu?

Hayır, bir tehlike söz konusu değildir. İki yön­den aynı anda bronzlaştıran sandviç solarium aletlerinde sizin için yeni yayılmış bir folyo üzerine yatmaya dikkat edin. Böylelikle kendi­nizi diğer bulaşıcı hastalık etkenlerinden, -Süpüratif bakterilerden korumuş olursunuz.

Kendime plajda güneşlenmek için hasır kiralıyorum. Tehlikeli mi?

AİDS açısından tehlikeli değil. Yine de hijyenik nedenlerle tedbir olarak kendi havlunuzu hası­rın üstüne seriniz.

Çıplaklar kampı üyelerinin özel bir önlem almaları gerekir mi?

Çıplaklığı yeğleyen kişilerin özel bir tedirginlik duymalarına gerek yoktur. Diğerleriyle birlikte plajda diledikleri biçimde bulunmalarına engel bir durum sözkonusu değildir. Mayolu yüzücü­ler için geçerli olan kurallar geçerlidir onlar için de: Yanlızca cinsel ilişki, uyuşturucu bağımlı­larının mikroplu enjektörlerini ortak kullanım hastalık tehlikesi taşır. Çıplak denize girmeyi yeğlemenin AİDS'le ilişkisi yoktur.

Virüsü taşıyan kişiye ait havluyu kullanmak bulaştırıcı mıdır?

Hayır. AİDS virüsleri vücut dışı ortamda çabu­cak ölürler. Canlı virüslerin sağlam deriye te­masları da bulaşma meydana getirmez. Yara­sız, sağlıklı cilt virüsler için prezervatiften de daha az geçirgendir.

Restoranda homoseksüel bir aşçı ça­lışıyor. Bulaştırıcı olacağından kork-mam doğru mudur?

Hayır. Homoseksüel olan her kişi AİDS hasta­sı demek değildir. Homo ya da heteroseksüel AİDS taşıyıcısı bir aşçının bulaştırıcı kabul edilip edilmeyeceği uzmanlar tarafından tartı­şılmaktadır. Alman Bulaşıcı Hastalıklar Kanunu'nda bir aşçının hangi sağlık nedenleri ile çalışmasının yasaklanacağı belirtilmiştir. HIV enfeksiyonu bugüne kadar çalışma izninin ip­taline neden olmamıştır.

Grubumuzda aynı kadehten içki içme alışkanlığı var. Kadeh elden ele dola­şıyor ve herkes birbiri ardına aynı ka­dehten 'içki içiyor. Bu alışkanlık AİDS'e karşın sürdürülebilir mi?

Evet. AİDS bu alışkanlığı terketmek için bir neden değil. Aynı bardağı kullanmak bulaştırı­cı değildir.

Umuma açık tuvaletler enfeksiyon kaynağı mıdır?

Hayır. AİDS hastalığının bulaşma yolları, tifo, paratifo gibi bağırsak enfeksiyonlarının bulaş­ma yollarına benzemez. Tuvalette kapı kolları­na, klozet kapaklarına, lavabo kenarlarına do­kunmakla AİDS enfeksiyonu bulaşmaz.
 
İsyerinde Aids Tehlikesi
Hasta Bakici
İşyerinde Aids Tehlikesi

AİDS'e çalıştığımız işyerinde de yakalanabilir-miyiz? Bu soru bilinçli işyeri sorumlularını dü­şündürmektedir. Aynı zamanda iş arkadaşları­nı seçme konumunda olmayan işçileri de dü­şündürmektedir. Salgına karşı duyulan korku işyerindeki yaşamı zorlaştırmıştır. Bir homo­seksüel işyerindeki şef ve işçi temsilcileri tara­fından kendisinden negatif sonuçlu antikor testi istenmesini çalışma sözleşmesine aykırı bularak Münih İş Mahkemesi'ne başvurmuş­tur.

Meslek grupları içinde tıp mensupları dışında AİDS tehdidi altında olanlar oldukça azdır.

Mesleğim gereği pek çok insanla el sıkışıyorum. AİDS yüzünden davranı­şımı değiştirmem gerekir mi?

Hayır. Ellerin teması ile tehlike size ulaşamaz. Terde bugüne kadar virüse rastlanamamıştır. Virüs deri yoluyla salgılanmaz ve deri tema­sıyla da etken kana ulaşamaz. Bu nedenle terli de olsa size dokunan el zararlı olamaz.

Güzellik uzmanıyım. Müşterilerimin manikürleri ya da cilt bakımı ile uğ­raşırken bazı küçük kanamalarla kar­şılaşıyorum. AİDS tehlikesi ile karşı karşıya mıyım?

Sizin cildinizde yara yoksa tehlikede değilsi­niz. Ellerinizde taze, kapanmamış yara varsa eldiven kullanmalısınız. Ellerinizde yara olma­sa bile kan elinize bulaştığında etil alkol ya da klor içeren bir dezenfeksiyon maddesi kullan­malısınız. Etkili dezenfeksiyon maddelerinin piyasadaki adlarını sağlık kurumları ve ecza­nelerden öğrenebilirsiniz.

AİDS virüsünü almış kişi otomatikman işgücünü kaybetmiş kabul edil­mekte midir?

Hayır. Virüs taşıyıcı kişi hastalanmadıkça ça­lışmaması için bir neden yoktur. Bu süre on yıl yada daha uzun sürebilir.

İş arkadaşım tükrüklerini saçar tarz­da konuşuyor. Tedirgin olmam gere­kir mi?

Hayır. Tükrük damlacıklarının sıçraması ile bulaşma söz konusu olamaz. Yine bu kişi ile öpüşmek, yanağınızı öpmesi de sorun teşkil etmeyecektir. AlDS'li bir iş arkadaşından mik­robu alabilmenin yolu aynıdır: Bu kişi ile ko­runmasız cinsel ilişkide bulunmak ya da ortak enjektör kullanmak.

Birlikte kullanılan telefon yoluyla bu virüs bulaşabilir mi?

Hayır. Virüsü taşıyan kişi ile aynı eşyaları, te­lefon ahizesini kullanmak sorun yaratmaz. Ay­nı eşyaları kullanmak temas yoluyla enfeksi­yonu, aynı ahizeyi kullanmak damlacık enfek­siyonunu doğurabilir. Bu bulaşma yolları AİDS virüsü için geçerli değildir.

Tuvaletlerin temizliğinde görevliyim. Kullanılmış prezervatiflerin ortadan kaldırılması da benim görevim. AİDS'in işim esnasında bana bulaş­ma riski nedir?

Lastik eldiven kullanıyorsanız tehlikede değil­siniz. Eldiven kullanmayan tuvalet temizlikçile­ri AlDS'den çok dışkı yoluyla bulaşabilecek diğer hastalıklara yakalanma tehlikesi ile karşı karşıyadırlar. Bu nedenle mutlaka eldiven kul­lanılmalıdır. Elde yara varsa eldiven kullanımı zorunluluktur.

Hayvan satışı yaptığım dükkanımda diğer maymun türlerinin yanında "ye­şil maymun" denilen türü de bulun­durmaktayım. Ben ya da müşterile­rimden biri sözünü ettiğim hayvan ta­rafından ısırılırsak virüs alma tehli­kesi var mıdır?

Hayır. Başlangıçta bu varsayım AİDS araştır­malarında büyük rol oynamış ve oldukça san­sasyon yaratmıştı. Ama kanıtlanamamıştır. Yeni araştırmalar bu maymun türünde bulu­nan virüsün insanda immün yetersizliğine ne­den olan hastalık etkeni ile aynı özellikleri ta­şımadığını belirlemiştir. Bu maymun türünde bulunan virüs retrovirüs ailesinin bir üyesidir. Almanya'da bu maymun türü tarafından ışın­lan daha sonra teste tabii tutulan pek çok Al­man vatandaşında AİDS virüsüne rastlanamamıştır.

Müdahalede bulunduğunuz müşteri­nizin cildinde akne veya başka bo­zukluklar var. Bulaşma tehlikesi söz konusu mu?

Evet. Sağlam deri korunma görevini yerine getirir. Elinizde taze yara, çatlak, çizik varsa çalışmamalısınız. Buna rağmen çalıştınız ve kandan kana temas oluştuysa yarayı alkol ya da klor içeren bir dezenfeksiyon maddesi ile dezenfekte ediniz.

AİDS virüsü taşıyıcısı ya da hastası olan bir kişiye masaj uygulayan ma­sör tehlikede midir?

Hayır. Derinin deriye teması bulaştırma tehli­kesi taşımaz.

Öğlenleri kantinde yiyorum. Varsaya­lım ki orada taşıyıcı bir kişi yemek hazırlıyor veya servis yapıyor. Tehli­kede miyim?

Hayır, AİDS virüsü gıdalar yoluyla vücuda alınmaz. Virüs pişirme için gereken yüksek ısıya dayanamaz. Salatadan, ekmeğe soğuk yiyeceklerden, garson beceriksizce parmağını tabağa daldırsa bile endişe etmeye gerek yok­tur. Virüs kan ve sperm sıvısı içinde yuvalanmadıkça çok çabuk ölmektedir. Bu yolla alınacak virüs sayısı hastalığın bulaşmasına yet­meyecektir. Salata sosu içindeki sirke de virü­sü zarara uğratan bir maddedir.

Bu açıklamalarınız bardak, çatal, ka­şık, bıçak için de geçerli midir?

Evet.

Kış solunum yolu enfeksiyonlarının arttığı bir mevsim. Pek çok kişi toplu ulaşım araçlarında aksırıyor, öksürüyor. AİDS tehlikesi var mı?

Kesinlikle hayır. Hapşırma, yani damlacık en­feksiyonu yoluyla nezle, grip veya diğer solu­num yolu enfeksiyonu etkenleri bulaşabilir. Ama AİDS etkeni bu yolla bulaşamaz. AİDS bir damlacık enfeksiyonu değildir.

Otelde odaların temizliği ile görevli hizmetçiyim. Sperm ya da kan lekeli çarşafları da değiştirmekteyim. Nele­re dikkat etmem gerekir? Tehlikede miyim?

Hayır. Deri teması yoluyla etken vücuda gire­mez. Cinsel ilişki, ya da kanların birbirine ka­rışması yoluyla mikrobu almak söz konusudur. AİDS etkeni HIV insan vücudu dışındaki ortamda hızla ölmektedir. Otel personeli ancak yatak takımları üzerinde bulunan taze kan ya­da sperm sıvısına açık yara bulunan ellerle dokunurlarsa tehlikededirler. Bu açıklamalara karşın yine de huzursuzsanız eldiven kullan­malısınız.

İşyerinde çok kirleniyor ve duş al­mak zorunda kalıyorum. Ortak kulla­nılan duş hastalığı bulaştırabilir mi?

Hayır. Terde bugüne kadar AİDS etkenine rastlanamamıştır. Suyla akıp giden virüs ça­bucak ölür, üstelik AİDS etkeni sabun gibi te­mizlik maddelerine karşı da oldukça dayanık­sızdır. Duşta vücut bol basınçlı bir suyla yı­kandığından herhangi bir virüsün vücuda giriş şansı olamaz. Ama örneğin bu yolla ayak mantarı kapmak hiç de güç değildir.

Kapı kolları bulaştırma kaynağı ola­rak kabul edilmekte midir?

Hayır. Taşıyıcı kişilerle aynı eşyalara dokun­mak bulaşma tehlikesi doğurmaz.

Bir ölü var. Polis bilgi merkezi kişinin homoseksüel çevreden olduğunu, AİDS şüphesi taşıdığını bildiriyor. Böyle bîr durumda görevli polis ken­dini korumak için özel tedbirler al­malı mıdır?

Ölü kişiye dokunmak söz konusu değilse tehli­keden bahsedilemez. AİDS virüsü hava yoluy­la taşınan bir virüs değildir. Ölü kan ve sperm­le lekelenmiş durumda ise polisler ölüye doku­nurlarken eldiven kullanmalıdırlar.

Yabancı bir ölüye dokunmak zorunda kaldığımızda nasıl korunmalıyız?

Yabancı ölülere mutlaka tek kullanımlık eldi­ven ile dokunulmalıdır.

AİDS hastalığından ölenlere dokun­mak gerekirse daha başka hangi ön­lemlere başvurmak gerekir?

Diğer önlemler her eyalet sağlık bakanlığınca belirlenmiştir. Bulunduğunuz yerdeki sağlık bakanlığına ait örgütlerden bilgi alınabilir.

Gardiyanım. Taşıyıcı bir tutuklu tara­fından ısırılmaktan korkuyorum. Böy­le bir durumda hastalığı alabilirmiyim?

Kanamaya neden olacak bir ısırma sözkonusu olsa bile tehlike oldukça azdır. Çünkü tükrükte çok az virüs bulunur, kişiyi enfekte etmeye yetmeyecek bir miktardır bu. Güvencede ol­mak için yarayı derhal dezenfekte ediniz. Bu­güne kadar kesinlikle ısırma yoluyla hastalığın bulaştığı bir vaka bildirilmemiştir.

Hemşire ve laborantlar sürekli kanla uğraşmaktalar. AİDS tehlikesi bu ki­şiler için büyük müdür?

Bu kişiler sadece AİDS tehlikesi ile değil, bula­şıcı karaciğer enfeksiyonlarından B-Hepatit ve Non A Non B Hepatit tehlikesi ile de karşı karşıyadırlar. Bu hastalıklar da kan yoluyla bulaş­maktadırlar.

Hemşire ve laborantlar bulaşma teh­likesinden nasıl korunurlar?

Bu meslekte olanların öncelikle el bakımlarına özen göstermeleri, ellerinde yırtık, çizik ve di­ğer yaraların bulunmamasına dikkat etmeleri gerekir. Enfekte kanla temas meydana geldi­ğinde AİDS etkeni bu yaralar aracılığıyla vücüda girer. Kanamalı işlemlerde mutlaka eldi­ven kullanılmalıdır. Kendilerine koruma ile ilgili verilen ayrıntılı talimatları uyguladıklarında bu kişiler güvenliktedirler.

Bir doktor ya da hemşire taşıyıcı ki­şide kullanılmış enjektör iğnesi ile yaralandılar. Tehlike ne ölçüdedir?

Her ne kadar Amerika ve Avrupa'da yapılan araştırmalar bu durumun korkulduğu ölçüde olmadığını göstermişse de enfeksiyon tehlike­si elbette vardır.
AİDS taşıyıcısına ait enjektör eline batan bini aşkın doktor, hemşire, hastabakıcıdan yedisi­ne mikrobun bulaştığı belirlenmiştir. Bu yedi kişi enjektörle tek bir kez değil, birkaç gün içinde birden fazla kez yaralanmışlardır. İçle­rinden İngiliz bir hemşirenin öyküsü oldukça trajiktir:
AİDS hastasından kan örneği almakta olan hemşire enjektörün ucunun elini yaralaması­nın verdiği şaşkınlıkla enjektördeki mikroplu kanın tümünü kendine şırıngalamıştır.

Enfekte bir iğne ile yaralandım. Ne yapmam gerekli?

Derhal yarayı kanatmalı ve uygun dezenfeksiyon maddeleri ile dezenfekte etmelisiniz.

Tıp personelinin görev esnasında al­dığı AİDS enfeksiyonu meslek hasta­lığı olarak kabul edilir mi?

Evet. Sağlık meslek sendikaları bulaşma olayı mesleğin uygulanması esnasında meydana geldiğinde AİDS'i meslek hastalığı olarak ka­bul etmektedirler. Örneğin enfekte iğne ile ya­ralanma.

Böyle bir durumla karşılaştığınızda derhal an­tikor testi yaptırarak olay gününe kadar enfek­siyonu almamış olduğunuzu belirletiniz ve der­hal durumdan sağlık meslek sendikanızı ha­berdar ediniz.

Altı hafta sonra antikor testini yineleterek, en­feksiyonu kanıtlayacak antikorların oluşup oluşmadığı kontrol edilmelidir. Bu test negatif sonuç vermişse olaydan üç ay ve altı ay sonra da test yinelenmelidir. Ancak böylelikle bulaş­manın sözkonusu olup olmadığı kesinlik kaza­nır.

AİDS hastası evde bakılıyor. Hasta­bakıcı tehlikede midir?

Yıkama, besleme, derece ölçme gibi normal el temasını gerektiren işlerde hayır. Hastabakıcı­nın kan alması ya da iğne yapması gerekiyor­sa, kullandığı iğne ile kendini yaralamamaya çok özen göstermesi gerekir. Daha titiz dav­ranmak isteyen kişiler düzenli olarak ellerini alkollü dezenfeksiyon maddeleri veya Sagrotanla yıkayabilirler. Hasta otokontrolünü yitir­miş durumda ise, idrar yapma ve dışkılamasını kontrol edemiyorsa bakıcı yatak takımlarını değiştirirken eldiven kullanmalıdır.

Ebeyim. Doğum esnasında amnion sı­vısı, kan, dışkı gibi pek çok vücut salgısı ile temastayım. Kendimi nasıl korumalıyım?

Her şartta eldiven kullanmalısınız. Almanya'da henüz oldukça az AlDS'li hamile var. San Francisco'da ise durum bunun tersi. Orada ebe ve yardımcı doğum personeli pozitif test sonucu ile doğumhaneye gelen anne adayı için özel tedbirler almakta. Profesör Moses Grossmann Münih'te yapılan bir kongrede bu doğum personelinin kendilerini ağız maskesi, eldiven ve kan sıçramasını önlemek için göz­lük kullanarak koruduklarını anlatmıştır.

Diş teknisyeniyim. Taşıyıcı bir kişi­den alınmış ölçüden hazırlanan mo­del üzerinde çalışıyorken tehlikede miyim?

Çalışmaya başlamadan önce ölçüyü suyla iyi­ce yıkıyorsanız içiniz rahat olabilir.

İlkyardım elemanıyım. Sık sık sun'i solunum yaptırıyorum. Kendimi nasıl koruyabilirim?

Ağızdan ağıza doğrudan sun'i solunum uygu­lanmamalıdır. Kendi dudaklarınızla baygın ki­şinin ağzı arasında steril bir pet, yoksa kendi mendilinizi koyunuz. Böylelikle taşıyıcı kişinin tükrüğünün size temasını önleyebilirsiniz. Tehlike oldukça azalır. Yaralı kişinin ağzından kan gelmedikçe, sun'i solunum yaptırdığı için AİDS virüsü almış kişiye henüz ratlanmamıştır.

Suni solunum yaptırırken dudağımda sıyrık veya çizik varsa tehlike artar mı?

Evet. Özellikle yaralının ağzından kan geliyor­sa, kandan kana bulaşma söz konusu olabilir. Bu durumda doğrudan teması önlemek için solunum cihazından yararlanılmalıdır.
 
Aids Cinsel Hastalik Midir
Hasta Bakici
Aids Cinsel Hastalık Mıdır?

AİDS bir cinsel hastalık mıdır?

Hayır. AİDS veneryen hastalıklardan sitiliz ve belsoğukluğu gibi cinsel ilişki ile bulaşmakla birlikte cinsel ilişki yolu dışında da bulaşabilen bir hastalıktır. Sözedildiği gibi kullanılmış en­jektörler ve kan ürünleri yoluyla. Batı Almanya'da cinsel hastalıklarla mücadele için 23 Temmuz 1957'de çıkarılan kanun şu dört hastalığı veneryen hastalık olarak kabul etmektedir: Sitiliz, belsoğukluğu (gonore), ulcus molle (yumuşak şankr), veneryen lenf çı­banı, lenfgranüloma venereum ya da inguinale). Cinsel ilişki yoluyla taşınan diğer hastalık­lar 'cinsel ilişki ile taşınan hastalıklar" adını al­maktadırlar. Bunlar mantar enfeksiyonları, trikomonaslar, B-Hepatit, genital herpes, klamidyalar ve en son olarak da AlDS'dir.

AİDS bir salgın mıdır?

Evet. Salgın bilimsel olarak çok net bir tanım değildir, daha çok tarihsel bir kavramdır. Bir­denbire çok sayıda insan ağır bulaşıcı bir has­talığın pençesine düşerse salgından söz edilir.

AİDS bir pandemi midir?

Evet. Bulaşıcı hastalık ülkeden ülkeye, bir kı­tadan diğerine yayılıyorsa pandemiden sözedilir. Örneğin grip de pandemi yaratabilir.

Hasta olan kişilerin sayısı Alman­ya'da nasıl belirlenmektedir?

Doktorlar hasta kişileri Sağlık Bakanlığı'nın ta­limatı üzerine Berlin'deki Sağlık Bakanlığı'na ait merkeze bildirmek zorundadırlar. Hasta ki­şilerin değişik zamanlarda değişik yerlerdeki hekimlere başvurmaları sözkonusu olabilece­ğinden rakamlar istatistiklere yanlış yansıya-bilmektedir. Yine de aşağı yukarı anlamlı ka­bul edilecek bir istatistik elimizde bulunmakta­dır.

Almanya'da enfekte olmuş kişi sayı­sından çıkarılacak sonuç nedir?

Bugün hastalık tablosu içinde olan kişiler orta­lama sekiz ila on yıl önce mikrobu almış kişilerdir. Hastalığa yakalananların sayısı on ila onbeş yıl önceye gidildiğinde Almanya'daki or­talama AİDS enfeksiyonu oranını yansıtmak­tadır. İleriki yıllarda hastalananların sayısında kuvvetli bir artış beklenmektedir. Bugünkü en­feksiyon oranı kendisini beş ila on yıl sonra belli edecektir. Burada önemli olan hasta sayı­sının kendini ikiye katladığı süredir. Bu süre başlangıçta birkaç ay iken yarım yıla kadar yükselmiş, 1990 Aralığı'nda oniki aya kadar yükselen bir artış göstermiştir. Bu yavaşlama­nın sürmesini ummaktayız.

Hastalıkla mücadelenin başarılı oldu­ğunu varsayalım. Bu sonuç istatistik­lere ne zaman yansır?

En erken beş ile on yıl sonra. AİDS'e yakala­nanların sayısında bir azalma olup olmadığı istatistiklere yansıyabilir.

İki katına çıkış süresinin önemi ne­dir?

Bu süre salgın bir hastalıkta hastalığa ilk ya­kalananların sayısının iki katı artış gösterince-ye kadar geçen zamandır. Salgının hangi hız­la yayıldığını ifade eden bir ölçüdür. AİDS için bu süre başlangıçta bir kaç aydı, çünkü hasta olanların sayısı oldukça azdı. 1986 Ekim'inde hastalığın on ayda iki misli artış gösterdiği saptandı.
 
Aids Tablosu Kaposi Sarkomu
Hasta Bakicisi
Aids Tablosu

Kaposi sarkomu nedir?

Deri kanserini andıran bir kanser türüdür. Ger­çekte deri altındaki kılcal damarların deforme olması sonucu kahverengi-mor alanlar oluşa­rak bu görünümü kazanırlar. Bunları küçük ka­namaların meydana getireceği morluklarla ka­rıştırmamak gerekir. Kaposi sarkomu tek bir yerde belirebilir veya bütün deriyi, ağız muko­zasını, sindirim organlarından genital (cinsel) organlara kadar heryeri kapsayacak şekilde yayılma gösterebilir, (disseminasyon)

AİDS tablosunda hangi nörolojik ve psikolojik belirtiler görülür?

Bu durum beyin hücrelerinin AİDS virüsleri ta­rafından ne ölçüde tutulduğu ve zarara uğratıl­dığı ile ilişkilidir. AİDS hastalarının bir kısmının görme ile ilgili şikayetleri vardır; görme yete­neğini kaybedenler olabilmektedir içlerinde. Kontsantrasyon bozukluğu, dikkat dağınıklığı, ağrılar ve uyum bozukluğu da yakınmalar ara­sındadır.

AİDS'Ii bir kişi ne kadar yaşayabilir?

Kesin bir süreden söz edilemez. Hastalık bü­tün belirtileriyle ortaya çıktıktan sonra yaşam süresi hastalığın gidişine, ortaya çıkan enfek­siyonlarla mücadeleye bağlıdır. Pek çok AİDS hastası üç ila beş yıl içinde fırsatçı enfeksi­yonlar nedeniyle yaşamını yitirmektedirler.

AİDS hastaları sürekli hastanede mi kalmalıdırlar?

Hayır. Hastalar ancak tanı için, ya da durum­ları yoğun bakım gerektirecek ölçüde ağırlaştığında hastanede yatarlar.

AİDS hastası evde bakılabilir mi?

Evet. Hastanın durumu ağırlaşmadığı sürece onu alıştığı çevreden ayırmamak gerekir. Ba­kımlarını üstlenecek akraba ya da arkadaşları yoksa dış yardımlarla bakımları evde sürdürül­melidir.

AİDS hastalığını iyileştirmek için bir yol yok mudur?

Bugün için hayır. Dünyadaki pek çok laboratu­ar, firmalar, enstitüler bu konuda araştırmalar yapmaktadırlar. Yine pek çok ilaç kötü durum­daki hastalar üzerinde denenmiştir. Az sayıda ilacın immün sistemi güçlendirici, hastanın ge­nel durumunu kısmi olarak düzeltici etkisi gö­rülmüştür. Ama henüz AİDS hastasının vücut savunma gücünü sürekli olarak düzelten, sağ­lıklı haline geri döndürebilen bir ilaç veya te­davi yöntemi bulunamamıştır.

İyileştirme için denenen yöntemler nelerdir?

En ümit verici tedavi Azidotimidin "AZT" ile el­de edilen başarılardır. Bazı durumlarda Interferon ile de başarılı sonuçlar elde edilmesine karşın ilacın hastalığa etki mekanizması tam olarak aydınlatılamamıştır.

Tedavide karşılaşılan sorunlar neler­dir?

Çok şey vadeden ilaçları yeterince kullanıma sokamamanın nedenleri bunların büyük mik­tarlarda üretilmelerinin henüz mümkün olma­ması, ya da tedavinin böbreklere, karaciğere veya kanın akışkanlığına zarar veren ağır yan etkileri nedeniyle kesilmesinin gerekmesidir. Bu arada oldukça az bir dozla aynı tedavi ba­şarısına ulaşılması mümkün olmuştur, bu te­davide belirgin ölçüde daha az yan etkiyle kar­şılaşılmıştır. Bugüne kadar çok şey vadeden, olabildiğince daha az ağır yan etkiye sahip AZT ve Dideoxycytidin DDC'nin daha geliştiril­meleri ümit ışığı teşkil edecektir.

AİDS tablosunda tipik olarak karşıla­şılan hastalıklardan bazılarının teda­vi olanağı var mıdır?

Evet. AlDS'de rastlanan ağır hastalıklarda da tedavi ile olumlu sonuçlar elde edilebilir. Bura­da doktorun beliren hastalığı ve etkenini kesin olarak belirleyebilmesi önemlidir. Örneğin has­ta ağır bir ishal geçirirken etkenin amipler mi, yoksa kryptosporidler mi olduğu ayırdedilerek tedaviye yönelmek önemlidir. Doğru ilacın se­çimi böyle mümkün olur, bu da tedavide başa­rıyı etkiler.

AlDS'de rastlanan tehlikeli akciğer enfeksiyonundan korunulabilir mi?

Evet. Yeni bir ilaç olan "Pentamidin", savunma sistemi güçsüzleşmiş kişilerde bu özel akciğer enfeksiyonunu önlemede önemli bir ilaçtır. İlaç inhalasyon yoluyla kullanılır ve bir şekliyle ev­de de uygulanabilir. Sistemli doktor kontrolü yine de zorunludur.

Kaposi sarkomu tedavisi için ne ya­pılabilmektedir?

Kaposi sarkomu, kanserli nodüller, kanser le­keleri laser kullanımı ve çeşitli ilaçlarla iyileştirilebilmektedir. AİDS hastaları bu oluşumları daha çok elde veya yüzde ortaya çıktıklarında farkederler. İri bir bende olduğu gibi estetik nedenle de cerrahi olarak ortadan kaldırılabi­lirler.

AİDS etkenine karşı aşı ne zaman bulunacak?

Bu soruya kimsenin şimdilik kesin bir yanıt vermesi mümkün değil. AİDS'e karşı vücudu bağışıklayacak madde pek çok bilimadamınca önemli miktarda paralar harcanarak araştırıl­maktadır. Dünya Sağlık Örgütü WHO böyle bir madde bulunduğunda derhal uygulamaya ko­nabilmesi için önündeki bürokrasi ve organi­zasyon engellerini bertaraf etme çabasında­dır. Kim, nerede ve ne zaman bu buluşu ger­çekleştirecek? Şimdi yapabileceğimiz yalnızca beklemek ve kendimizi bulaşma tehlikesinden korumaya çalışmak.

Pek çok aşı var. Çağın vebasına kar­şı aşı üretmek neden bu kadar zor?

Zorluk hastalık etkeninin çok sinsi özellikler ta­şımasından kaynaklanmaktadır. AİDS virüsü (HIV) dış kabuğunu sık sık değiştirmekte, bu kabuğu oluşturan protein yapıtaşlarına tıpkı sürekli renk değiştiren bir bukalemun gibi yeni düzenlemeler kazandırmaktadır. Bu özellikleri ile AİDS virüsüne benzemektedir. Elbetteki AİDS virüsü grip virüsüyle kıyaslanamayacak ölçüde tehlikelidir.

AİDS etkenini yakalayacak antikorun onun de­ğişmez bölgelerini tanıması, böylelikle ona yö­nelebilmesi gerekmektedir. AİDS virüsünün ortak özelliği olan protein yapıtaşı bulunmadan böyle bir aşı üretmek mümkün olama­maktadır. Bu araştırmalar çok uzun sürebilir. Bu nedenle bu çalışmalara paralel olarak baş­ka düşünceler geliştirilmektedir: Virüsün hüc­relere girişini önlemek için hücre zarlarındaki delikleri tıkamak amaçlanmaktadır. Böylelikle etkenin üreme olanağı engellenmek istenmek­tedir.

AİDS, veba, kolera veya tüberkülozla kıyaslanabilir mi?

Hayır. AİDS'le kıyaslandığında bu bulaşıcı hastalıklardan güvenli korunma yolları bulun­maktadır. Veba ve tüberküloz mikrobu hava­dan solunum yoluyla da alınabilir. Kimse has­ta bir kişinin öksürmesini, hapşırmasını ya da yanlızca konuşmasını engelleyemez. Kolera etkeni dışkı ile dışarı atılır. Kötü hijyen şartla­rında bu etken sulara karışabilir. Kimsenin musluktan akan suda kolera etkeni olup olma­dığını kontrol etme olanağı yoktur. İçme suyu mikroplu olduğunda kişinin kendisini koleradan koruması olası değildir. AİDS etkeni tüberküloz ve vebada olduğu gibi damlacık enfeksiyonu ile veya kolerada oldu­ğu gibi içme suyu yoluyla vücuda girmemekte­dir. AİDS virüsü ancak kana karıştığında has­talık etkeni fonksiyonunu kazanır. Bu da ko­runmasız cinsel ilişki, uyuşturucu bağımlıları­nın ortak enjektör kullanımı ve test edilmemiş kan ürünlerinin kullanımı ile mümkündür. 1985 sonbaharından itibaren bütün konserve kanlar test edildiğinden bu bulaştırma yolu önlenmiş­tir. Seksüel yoldan ya da kullanılmış enjektör­ler yoluyla mikrobu almaktan kendimizi koru­malıyız
 
Aids Kulucka Suresi ve Donemi
Hasta Bakicisi
Aids’te Kuluçka Devresi, Aids Hastalığı

Kuluçka devresi sözcüğünden ne an­lıyoruz?

Bu sözcük mikrobun vücuda alınışı ile ilk has­talık belirtilerinin ortaya çıkışı arasındaki za­man aralığını tanımlar.

AİDS için ise mikrobu taşıyan kişi ile korunma­sız cinsel ilişki veya ortak enjektör kullanımı ile hastalığa ait ilk belirtilerin (gece terlemesi, lenf düğümlerinde büyüme, nörolojik belirtiler) görülmesi arasından geçen süredir kuluçka devresi.

AIDS'te kuluçka devresi ne kadar sürer?

Hastalık mikrobun alınışından altı ay sonra görülebilir. Bu süre bazen sekiz, dokuz ay, hatta on dört yıl sonraya kadar uzayabilir. Örneklersek frengide bu süre ortalama üç hafta­dır. Bel soğukluğunda bir ila üç gün, yumuşak şankr ve tifüsde üç haftaya kadar, tüberküloz­da daha uzun bir süre, kuduzda ise iki hafta­dan bir yıla kadar uzayan bir süreyi kapsa­maktadır kuluçka devresi.

AIDS'te kuluçka devresi için ortala­ma bir süre sözkonusu mudur?

Şu anki gözlemler mikrobun alınışından ge­nellikle on ila onbeş yıl sonra hastalığın ortaya çıktığını göstermektedir. Kuluçka devresi için ortalama bir süreden söz etmek olası değil. Çünkü hastalığı tanıyalı oldukça az bir süre geçmiş durumda.

AIDS virüsünü alan kişinin hastalığa yakalanması nelere bağlıdır?

Bu daha çok kişinin savunma sisteminin mik­robu aldığı zamanki gücüne bağlıdır. Mikro­bun alınışından sonraki durum da önemlidir. Başka enfeksiyon hastalıklarına yakalanmak, sigara, uyuşturucu bağımlılığı, kötü beslenme, alkol, uykusuzluk gibi olumsuz yaşam biçimi içinde olma da hastalığın ortaya çıkışını hazır­layıcı etkenlerdendir.

Virüsün almışı ile hastalığın başla­ması arasındaki devrenin tipik belir­tileri var mıdır?

Evet. AİDS virüsünü alanlarda hastalığın esas tablosu henüz oluşmadan immün sistemin za­rara uğradığını gösteren bazı değişimlere rastlanır. Bu süreci tanımlayan değişik kısalt­malar kullanılmaktadır: ARC, LAS ya da Pre AİDS (AİDS öncesi) gibi.

LAS nedir?

LAS, lenfadenopati sendromunun (lenf dü­ğümlerinin büyüdüğü hastalık tablosu) kısaltıl­mış şeklidir. Fransız araştırmacılar lenf düğümlerindeki belirgin büyümenin bu ara süre­cin en tipik belirtisi olduğu görüşündedirler.

ARC ne anlama gelmektedir?

ARC, 'AlDS-related complex" in kısaltılmış şeklidir. AİDS enfeksiyonu nedeniyle başgös-teren immün yetersizliği tanımlar.

Virüsün alınışı ile gerçek hastalık tablosunun ortaya çıkışı arasındaki süreçte hangi şikayetler baş gösterir?

LAS ve ARC'da örneğin lenf düğümlerinin uzun süre büyümüş kalması, sinsi ateş, gece terlemesi, kilo kaybı ve nedeni belirsiz deri dö­küntüleri görülür.

AIDS virüsünü almış kişide ara süre­cin belirtileri görülüyorsa bu kişide mutlaka esas hastalık tablosunun da ortaya çıkacağı anlamına mı gelmek­tedir?

ARC ve LAS, uzun hatta yıllarca devam ede­bilir. Bu tanımlar AİDS etkeni vücuda alındıkta sonra yaşanacak ara sürecin gidiş biçimini ifa­de eder.

AIDS nasıl farkedilir?

AİDS'in diğer bazı hastalıklarla da karıştırabi­lecek belirtileri vardır. Bu nedenle hastalığın karakteristik olmayan belirtileri vardır denebi­lir. Ama yine de şu belirtiler AİDS'i düşündür­melidir:

Kişi kendini sürekli yorgun ve bitki hissedi­yorsa,
İşyerinde çalışma gücünde belirgin bir düşüş hissediyorsa;
Kısa sürede belirgin kilo kaybı sözkonusu ise (dört haftada kilosunun yüzde onundan fazla­sını kaybetmek gibi)
Gece çamaşır değiştirecek ölçüde terliyorsa,
En az iki lenf düğümünde dört haftadan uzun süre büyüme hissediyorsa;
Uzun süren ishaller oluyorsa;
Bu hastalık belirtilerine başka bir neden bulu­namadığında AİDS akla gelmelidir.

AIDS tablosu nedir?

Tıp adamları AİDS etkeninin bütün tahrip gü­cünü ortaya koyduğu hastalık tablosuna bu adı vermekteler. Hastalık tablosu ortaya çıktı­ğında AİDS virüsü HIV; vücut savunma mer­kezinin kumanda hücreleri olan T-Yardımcı hücrelerini oldukça tahrip etmiş durumdadır. Virüsle savaşacak tek güç olan immün sistem paramparça olmuştur. Hasta diğer hastalık et­kenlerine karşı da korunmasız kalmıştır.

AİDS hastalık tablosu ortaya çıktı­ğında bu tabloda başka hangi hasta­lıklara rastlanır?

Oportünist enfeksiyonlara, özel tümörlere (Kaposi sarkomu) ve nörolojik belirtilere rastlanır.

Oportünist enfeksiyon ne demektir?

Oportünist (fırsatçı) enfeksiyonlar vücut im­mün sisteminin güçsüzleşmesine bağlı olarak meydana çıkan enfeksiyonlardır. İmmün sis­tem güçlü olduğunda bu hastalık etkenleri ile kolayca başa çıkabilmektedir. Sağlıklı kişiler için bu enfeksiyon etkenleri zararsızdır.

AIDS tablosunda hangi fırsatçı en­feksiyonlara rastlanır?

Pneumocystis carinii'nin neden olduğu akci­ğer enfeksiyonları,
Ağız, yutak, yemek borusunu tutan, beyaz pamuk tarlası görünümündeki (candida) man­tar enfeksiyonları bütün vücuda yayılma gös­terebilirler.
Tek hücreli kriptosporların neden olduğu günde yirmi kez dışkılamayı gerektirecek ka­dar ağır ishaller, ki bu ishaller haftalarca süre­bilmektedir.
Herpes zoster (Zona),
Sık tekrarlayan herpes simplex (uçuk) enfek­siyonları,
Toxoplazmozis,
Tüberküloz,
Deride birden beliren siğiller ya da cinsel or­ganlarda ortaya çıkan virüslerin meydana ge­tirdiği papillomlar
 
Aids Hastaligi Belirtileri
Hasta Bakici
Aids Hastalığı Belirtileri Hakkında Sorular, Aids Belirti

Akut AIDS virüsü enfeksiyonu belirti­lerinin tamamen başka bir nedeni olabilir mi?

Evet. AİDS gibi ölümcül olmayan başka enfek­siyon hastalıkları da bazen aynı belirtileri gös­terebilirler. Enfeksiyon odakları (iltihaplı dişler, sağlıksız bademcikler) benzeri belirtilerin orta­ya çıkmasına neden olabilirler. Yine karıştır­maya neden olan bir hastalık tablosu da yay­gın söyleniş şekliyle öpüşme hastalığı da de­nen enfeksiyöz mononükleozdur. AİDS'e karşı varolan büyük korku her belirtiyi hastalık lehi­ne değerlendirmeye neden olmaktadır. Yalnız­ca lenf düğümlerinde gözlenecek büyüme pa­niğe neden olmamalıdır.

Virüs taşıyan kişi dış, görünümünden ayırdedilebilir mi?

Ayırdedilemez. Hastalık tablosu kendini ortaya koyduğunda ancak dış görünüme yansır. Ör­neğin Kaposi sarkomu denilen mavi-mor dü­ğümcükler deride oluştuğunda, ya da kişi kısa sürede büyük kilo kaybına uğradığında bunu gözle farketmek son derece kolaydır.

Eczanelerde pek çok direnç arttırıcı, güçlendirici ilaçlar bulunmakta. Bun­lar virüsün bulaşma şansını azaltabi­lirler mi?

Hayır. Bugüne kadar vücut direncini mikrobun bulaşmasına engel olabilecek ölçüde güçlen­diren ek bir ilaç bulanamamıştır. Bu durum di­ğer enfeksiyonlar için de geçerlidir. Sadece aşı enfeksiyonu önlemeyi garanti eder. Bu da AİDS için şimdiye kadar gerçekleştirilememiş­tir.

Testin pozitif çıkması AIDS virüsünü almış olmakla eş anlamlı mıdır?

Evet. Pozitif test sonucunun anlamı şudur: Kanda AİDS virüsüne karşı antikor oluşmuş­tur. Bu da kişinin enfekte olduğunun kanıtıdır.

AIDS mikrobunu almış kişi ile AİDS hastası arasında ne fark vardır?

Hastalık etkenini vücuduna alan her kişi has­talığa yakalanacak anlamına gelmez. Enfekte olmak mikrobun vücuda girip çoğalması anla­mını taşır. Vücut savunma sistemi AİDS virü­sünü öldürecek güce sahip olmadığından virü­sün yaşam boyu insanın kanı ve vücut salgıla­rında bulunacağı düşünülmektedir. Kişide mutlaka AİDS hastalık tablosu ortaya çıkma­yabilir.

AİDS hastası ise; virüsün tahrip edebilme gü­cünü ortaya koyabildiği organizmaya sahip bir kişidir. Vücut savunma sistemi öyle büyük za­rar görmüştür ki, hasta bütün hastalık etkenle­rine karşı korunma yetisini yitirmiştir. Pek çok hastalık birlikte baş gösterir. Örneğin akciğer iltihapları, mantar enfeksiyonları, kanser, ruh­sal çöküntü ve nörolojik hastalıklar.

AIDS virüsünü alan her kişi hastalığa yakalanır mı?

Bilimadamları mikrobu almış kişilerin ne kada­rının AİDS hastası olabileceği konusunda gö­rüş birliği içinde değildirler. Enfekte oluş ile hastalık tablosunun ortaya çıkışı arasında ge­çen süre on yıl ya da daha uzun sürebilir.

Bu rakamsal karmaşa nereden kay­naklanmaktadır?

Bugüne kadar daha çok tahminler ağırlıkta ol­duğundan. Dünyada virüs taşıyan insan sayısı tam olarak bilinemediğinden kesin olmayan rakamlara dayanılmaktadır. Yalnızca virüs ta­şıyan kişilerden oluşmuş gruplar gözlemlen­mekte ve onlar arasında hastalananlar belir­lenmektedir. Bunlar da uzun zaman alan ça­lışmalardır.
 
Aids Testi ve Test Yaptirma
Hasta Bakici
Aids Testleri ve Aids Belirti için Test

AIDS testi ile araştırılan nedir?

Test, muayene edilen kişinin kanında AİDS et­kenine karşı savunma cisimcikleri olan anti­korların meydana gelip gelmediğini araştırır.

AIDS test gerçekten AİDS hastalığı­nı belirleyen bir test mi?

Hayır, AİDS testi yoktur. Günlük kullanımda böyle ifade edilmektedir. Gerçekte bu testi an­tikor testi olarak nitelendirmek gerekir. Çünkü test herhangi bir kişinin AİDS hastası olup ol­madığını belirlemiyor. Buna ancak doktor immün sisteminin tahribatını gösteren bir takım hastalık belirtilerine bakarak karar verecektir. Test kişinin, vücudunda AİDS virüsünün bulun­duğunu da derhal belirleyememekte Ancak kişinin kanında virüse karşı antikor oluştuğun­da test yanıt verir konumda olabiliyor. Bu ne­denle testin adı aslında "Antikor Testi"dir.

En erken ne zaman antikor testi yap­tırmak doğru olur?

Enfeksiyon tehlikesini düşündüren riskli te­mastan en erken dört ila altı hafta sonra Vücut mikroba karşı savunma cisimcikleri olan anti­korları oluşturmak için en azından bu kadar süreye gereksinim duymaktadır. Test oluşan bu antikorlara göre yanıt verecektir.

Tehlikeli sayılacak bir ilişkiden altı hafta sonra yaptırdığım antikor testi­nin sonucu negatif, Rahat bir nefes alabilirmiyim?

Genel olarak evet. Çok az insanda antikor olu­şumu bu kişilerin genetik özellikleri nedeniyle daha uzun sürer. Bugüne kadar bazı kişilerde ender olsa da ölçülebilir miktarda antikor olu­şumunun oniki aya kadar uzadığı vakalara rastlanmıştır. Bu küçük olasılığı bertaraf edebilmek için antikor testini altı ay ve bir bir yıl sonra yineletmek yerinde bir davranış olacak­tır.

Geçirilen bir hastalık ya da tıbbi mü­dahale testin yanlışlıkla negatif so­nuçlanmasına neden olabilir mi?

Evet. Yanlışlıkla negatif sonuçlanan testlerin tıbbi nedenleri olabilir. Kanser gibi ağır kronik hastalıklar, ya da immün sisteme etki eden te­davi yöntemleri (sitostatikler, ışınlamalar, kor­tizon ve organ transplantasyonlarında reddi önleyen ilaçlar) testte yanıltıcı sonuç alınması­na neden olabilirler. Bu durumlarda tedavi amacıyla vücudun savunma sistemi baskı altı­na alınmıştır. Vücut mikrobu almasına karşın antikor meydana getirememektedir. Böyle bir kişiye uygulanan test negatif sonuç verebilir. Hamilelikte de antikor oluşumu gecikebilir.

Antikor testi negatif sonuçlandığında bu ikinci etken HIV II nin de negatif olduğunu gösterir mi?

Evet. Her iki etkenin varlığını belirleyebilecek modern bir test kullanılmış ise

İkinci etkeni saptayan bir test var mıdır?

Evet

Bu test ne zaman gereklidir?

Batı Afrikalılarla cinsel ilişkide bulunan, ya da onlarla ortak enjektör kullanmış olanlarda bu testin de yapılması gereklidir.

Kanımda AIDS virüsü bulunmadığı halde testin pozitif çıkma olasılığı var mıdır?

Evet. Böyle yanlış pozitif test sonuçlarına AİDS ile hiç ilgisi olmayan antikorlar neden olabilirler. Bulaşıcı sarılık geçirmiş kişiler, tüberkülozlular, kronik iltihabı olanlar, romatizmal hastalığı olanlar ve allerjisi olanlarda böy­le bir durum söz konusu olabilir. Daha önce­den yapılmış kan nakilleri de yanlış alarm oluşturabilirler. Antiromatizmal ya da homöopatik ilaçlar da aynı sonuca neden olabilirler.


Riskli temastan hemen sonra kişinin virüs almış olup olmadığını gösteren bir test var mıdır?

Şimdiye kadar böyle bir test kullanıma sunulmamıştır.

Böyle bir test niçin önemlidir?

Böyle bir test doğrudan AİDS virüsünün vücut­ta var olup olmadığını saptayacaktır, oluşumu haftalar süren antikorları değil. Bugünkü du­rumda test antikor oluşumu tamamlanıncaya kadar negatif sonuç verirken kanında virüs bu­lunduran kişi mikrobu başkalarına bulaştırabilmektedir.

Bugüne kadar yalnızca virüsü belirle­me olanağı bulunamamış mıdır?

Bulunmuştur, ama çok zor, zaman isteyen ve pahalı yöntemlerdir bunlar. Laboratuarda özel bir besi yerinde virüsü üretebilmek gerekir. Kan örneği ya da lenf düğümünden alınan ör­nekten virüsü üretebilmek, antikor testi negatif sonuç verse bile kişinin enfekte olduğunu gös­terir.

Bazal test nedir?

Bazal test, antikor testinin diğer adıdır. Bu test reaktif ya da kuşkulu sonuç verdiğinde yürütü­lecek diğer tetkiklere temel oluşturduğundan bu ad verilmiştir.

Tarama testi nedir?

Bu test de antikor testinin bir tür adlandırmasıdır. Adı testin amacını açıklamaktadır. Kanın­da antikor bulunan enfekte kişileri arayarak belirleme amacını taşımaktadır. Bu test de tek başına yeterli değildir. Enfekte olmamış bir ki­şinin testinin reaktif sonuç vermesi, yani yanıl­ma bu testte de sözkonusu olabilir.

Onay testi nedir?

Antikor testini doğrulayan diğer bir testtir. Böy­lelikle test sonucundaki yanlışlıklar giderilmiş olur.

Ne zaman onay testi gereklidir?

Antikor testi reaktif sonuçlandığında O zaman gerçek bir AİDS enfeksiyonu mu söz konusu­dur (Onay), yoksa kanda bulunan bazı prote­inler mi pozitif sonuca neden olırjuştur, bu araştırılmalıdır. Bulaşmaya neden olabilecek tehlikeli olay üzerinden altı haftadan daha uzun bir süre geçmişse ve test kesin negatif sonuç veriyorsa onay testine gerek yoktur. El­bette bu esnada immün sistemin tıbbi müda­halelerle güçsüzleştirilmesi gibi bir durum söz konusu olmamalıdır. Bu sorular test öncesi kesinlikle aydınlatılmış olmalıdır.

Viestern-Blot nedir?

Reaktif test sonuçlarının onay testinde doğru­lanmasında kullanılan bir yöntemdir.

Immunofluoresan testi nedir?

Bu da reaktif test sonuçlarının onay testiyle sı­nandığı bir yöntemdir.

Test sonuçlarının kuşkulu kabul edi­lebileceği durumlar var mıdır?

Evet. Bu durumlarda kesin bir sonuca ulaşılın-caya kadar test yinelenir.

AIDS enfeksiyonu normal kan ve id­rar tahlillerinde kendisini gösterir mi?

Hayır. AİDS virüsü ancak antikor testi ile sap­tanır. Rutin işlemlerin uygulandığı laboratuar­larda bunun için gerekli araç, gereç ve mater­yal bulunmaz. Ama bir AİDS enfeksiyonu söz konusu ise hasta kişinin kanı, sağlıklı bir kişi­ye ait kan değerlerine kıyasla değişiklikler gösterir.

Test yapılmadan mikrobun bana bu­laştığını anlayamaz mıyım?

Bu olası değildir. Virüsün vücuda girişinden sekiz ila on gün sonra bazı belirtiler ortaya çı­kar. Lenf düğümleri belirginleşir, vücut yüze­yinde bazı döküntüler görülebilir ve bunlara bazen biraz ateş de eklenebilir. Ama bu ilk be­lirtiler gözden kaçacak ölçüde silik olduğun­dan kişiyi genellikle kuşkulandırmaz.
 
Aids ile Tukruk Ter İdrar İliksisi
Hasta Bakici
Aids ile Tükrük, Ter, İdrar, Gözyaşı İlişkisi, Aids Korunma

Tükürükte ne kadar virüs bulunmak­tadır?

Sperm, kan ve anne sütüne kıyasla tükrükte oldukça az miktarda virüs bulunur. Amerika Birleşik Devletleri'nde yapılan araştırmalarda tükürükte bulunan bazı maddelerin yarım sa­atte AİDS etkenini öldürücü nitelikte oldukları belirlenmiştir.

Gözyaşı, idrar ve terde durum nasıl?

Gözyaşında virüs konsantrasyonu öyle düşük­tür ki, saptama yapabilmek için ortalama 2 İt. gözyaşına gereksinim vardır. İdrar ve dışkıda da ancak büyük miktarlar işleme tabi tutuldu­ğunda etkenin varlığı belirlenebilmektedir. Terde de hastalık etkenine çok az miktarda rastlanılmaktadır. Bu miktarlara günlük ortala­ma değerlerle ulaşılması olanak dışı olduğun­dan enfeksiyon kaynağı olarak rol oynadıkları kabul edilmemektedir.

Tükrük, idrar ya da dışkı enfeksiyon açısından ne zaman tehlikelidir?

Dışkı, idrar ya da tükrüğün bir başkasının kan dolaşımına karışması tehlikelidir.

Vücuda ne kadar virüs girdiği önem taşır mı?

Evet. Enfeksiyon hastalıklarının çoğunda bili­yoruz ki, ancak belirli miktarda hastalık etkeni vücuda alınırsa hastalık meydana geliyor. Bu miktar enfeksiyon dozu olarak adlandırılmak­tadır. Değişik hastalıklarda farklılık gösterir bu doz. Birçok araştırma gösteriyor ki AİDS'te de enfekte olma tehlikesi alınan virüs miktarı ile ilişkili. Çok az sayıda hastalık etkeni vücuda girdiğinde immün sistemin pek öyle kolay pes etmeyeceği düşünülmektedir.

Risk gruplarından söz ediliyor sürekli olarak. Kimler HIV ile enfekte olma tehdidi altındadır?

Öncelikle sık eş değiştiren homoseksüel er­kekler ve kendi tek kullanımlık enjektörünü kullanmayan uyuşturucu bağımlıları AİDS'e en çabuk yakalanabilecek konumdadırlar. Test edilmemiş kan ürünlerini kullananlar ve AİDS virüsünün yaygın olduğu ülkelerde yaşayan halk (Afrika'nın belli kesimleri ve Karayib'dekiler gibi) tehdit altındadır. Bu gruptakilerle ya­kın seksüel ilişki içinde olanlar da aynı risk grubuna dahildirler. Bu gün risk grupları ile de tehlikeyi sınırlandırmak mümkün değildir. Çünkü enfeksiyon bu risk gruplarından kay­naklanarak cinsel ilişkide bulunan çiftlerden eş değiştirme yoluyla diğer çiftlere çığ gibi büyü­yerek yayılma göstermektedir.

Risk gruplarına ait değilim, ne ölçü­de güvenlikte sayılırım?

Mikrop bulaşma tehlikesi risk grubuna ait ol­makla sınırlı değildir. Günlük yaşamda riskli bir durumda olmak veya tehlikesi olan bir ilişki yaşamak da olumsuzluğa işarettir. Örneğin prezervatifsiz cinsel ilişki Enfeksiyonu taşıyan bir kişi ile birlikte olmuş olabilirsiniz. Bu ne­denle şöyle bir söylem geliştirilmiştir: AİDS'i kimse vermez, insan kendisi alır.

Herkes AIDS'e yakalanabilir mi?

Evet. Partnerinizin yüzde yüz hasta olmadı­ğından emin değilseniz onunla korunmasız cinsel ilişki size hastalığı sunacaktır.
 
Aids ile Tukruk Ter İdrar İliksisi
Hasta Bakici
Aids ile Tükrük, Ter, İdrar, Gözyaşı İlişkisi, Aids Korunma

Tükürükte ne kadar virüs bulunmak­tadır?

Sperm, kan ve anne sütüne kıyasla tükrükte oldukça az miktarda virüs bulunur. Amerika Birleşik Devletleri'nde yapılan araştırmalarda tükürükte bulunan bazı maddelerin yarım sa­atte AİDS etkenini öldürücü nitelikte oldukları belirlenmiştir.

Gözyaşı, idrar ve terde durum nasıl?

Gözyaşında virüs konsantrasyonu öyle düşük­tür ki, saptama yapabilmek için ortalama 2 İt. gözyaşına gereksinim vardır. İdrar ve dışkıda da ancak büyük miktarlar işleme tabi tutuldu­ğunda etkenin varlığı belirlenebilmektedir. Terde de hastalık etkenine çok az miktarda rastlanılmaktadır. Bu miktarlara günlük ortala­ma değerlerle ulaşılması olanak dışı olduğun­dan enfeksiyon kaynağı olarak rol oynadıkları kabul edilmemektedir.

Tükrük, idrar ya da dışkı enfeksiyon açısından ne zaman tehlikelidir?

Dışkı, idrar ya da tükrüğün bir başkasının kan dolaşımına karışması tehlikelidir.

Vücuda ne kadar virüs girdiği önem taşır mı?

Evet. Enfeksiyon hastalıklarının çoğunda bili­yoruz ki, ancak belirli miktarda hastalık etkeni vücuda alınırsa hastalık meydana geliyor. Bu miktar enfeksiyon dozu olarak adlandırılmak­tadır. Değişik hastalıklarda farklılık gösterir bu doz. Birçok araştırma gösteriyor ki AİDS'te de enfekte olma tehlikesi alınan virüs miktarı ile ilişkili. Çok az sayıda hastalık etkeni vücuda girdiğinde immün sistemin pek öyle kolay pes etmeyeceği düşünülmektedir.

Risk gruplarından söz ediliyor sürekli olarak. Kimler HIV ile enfekte olma tehdidi altındadır?

Öncelikle sık eş değiştiren homoseksüel er­kekler ve kendi tek kullanımlık enjektörünü kullanmayan uyuşturucu bağımlıları AİDS'e en çabuk yakalanabilecek konumdadırlar. Test edilmemiş kan ürünlerini kullananlar ve AİDS virüsünün yaygın olduğu ülkelerde yaşayan halk (Afrika'nın belli kesimleri ve Karayib'dekiler gibi) tehdit altındadır. Bu gruptakilerle ya­kın seksüel ilişki içinde olanlar da aynı risk grubuna dahildirler. Bu gün risk grupları ile de tehlikeyi sınırlandırmak mümkün değildir. Çünkü enfeksiyon bu risk gruplarından kay­naklanarak cinsel ilişkide bulunan çiftlerden eş değiştirme yoluyla diğer çiftlere çığ gibi büyü­yerek yayılma göstermektedir.

Risk gruplarına ait değilim, ne ölçü­de güvenlikte sayılırım?

Mikrop bulaşma tehlikesi risk grubuna ait ol­makla sınırlı değildir. Günlük yaşamda riskli bir durumda olmak veya tehlikesi olan bir ilişki yaşamak da olumsuzluğa işarettir. Örneğin prezervatifsiz cinsel ilişki Enfeksiyonu taşıyan bir kişi ile birlikte olmuş olabilirsiniz. Bu ne­denle şöyle bir söylem geliştirilmiştir: AİDS'i kimse vermez, insan kendisi alır.

Herkes AIDS'e yakalanabilir mi?

Evet. Partnerinizin yüzde yüz hasta olmadı­ğından emin değilseniz onunla korunmasız cinsel ilişki size hastalığı sunacaktır.
 
Aids Hastaliginin Etkeni
Hasta Bakici
Aids Hastalığının Etkeni, Aids Ne Zaman Ortaya Çıkar

AIDS hastalığının etkeni tanınıyor mu?

Evet. AİDS hastalarından özel bir virüs türü olan retrovirüsler izole edilmiştir. Bütün virüs­ler gibi retrovirüsler de kendi özümleme yete­nekleri olmadığından yalnız canlı organizma­larda çoğalabilmektedirler. 1980 yılına kadar bilim adamları retrovirüslere insanda değil, yalnız hayvanlarda rastlandığını düşünmek­teydiler.

AIDS etkeni vücutta neler yapıyor?

Virüs; öncelikle vücut savunma sisteminin ku­manda merkezini oluşturan, vücuda giren ya­bancı cismi yok etmeye yönelik T-hücrelerine ve makrofajlara musallat olur. Makrofajlar has­talık etkenini ya da onun bir kısmını içlerine alarak sindirebilmektedir. AİDS etkenini bu denli tehlikeli kılan immün sistemi kör topal bı­rakıp görevini yerine getiremez hale koyması­dır. Virüsün sinsi bir özelliği de insan beyninin hastalık etkenlerinden koruyan engeli kolaylık­la aşmasıdır. Böylelikle beyin hücreleri zarara uğrar. Bu hücrelere yerleşen virüs, onların ge­netik özelliklerini de bozarak ürer ve normal fonksiyonlarını yerine getirmelerine engel olur.

AIDS etkeninin adı nedir?

HIV. Daha önce LAV ve HTLV III gibi isimler kullanılmışsa da Dünya Sağlık Örgütü WHO tarafından Cenevre'de bu isimde karar kılın­mıştır. HIV İngilizcede bir kısaltmadır. Açık ya­zılışı olan Human-lmmuno Deficiency-Virus, insan immün sistemini tahrip edici virüs olarak da türkçeleştirilebilir.

LAV ve HTLV III kısaltmaları nereden kaynaklanmaktadır?

Birbirinden bağımsız ve aşağı yukarı aynı ta­rihlerde AİDS etkenini keşfeden iki bilim ada­mının kendilerine özgü tanımlamalarından. Pasteur Enstütüsü'nden Luc Montagnier lenfa-denopatisi olan, ki bu AİDS 'in tipik belirtilerin-dendir, bir erkek hastasında bulduğu bu yeni hastalık etkenine "Lymphadenopathie Assozii-ertes Virüs" LAV, türkçesiyle lenfadenopati ya­ratan virüs, adını vermiştir. ABD'deki Ulusal Kanser Enstitüsü'nden Robert Gallo ise löse­mi araştırmalarında hastalık etkeni ile karşı­laşmış, daha sonra bunun AİDS etkeni oldu­ğunu farketmiştir. Etkenin vücut lenfatik siste­minin belli hücrelerini, T hücrelerini yok ettiği­ni saptadığından, HTLV III, yani "Humanes T-Cell Lymphotropes Virüs" adını vermiştir.

Etkenin nasıl ve nerede ortaya çıktı­ğı biliniyor mu?

Bu konuda varsayımlar sözkonusu. Bu güne kadar hastalığın ilk kez nerede ortaya çıktığı tam olarak belirlenebilmiş değil. Hastalığa ilk kez Afrika'da rastlandığı görüşü de kesinlik kazanmamıştır. Yeşil maymunlar denilen bir Afrika maymun türünden insanlara geçmiş ol­duğu da yine yalnızca bir varsayımdır.

Virüs gen teknolojisi üzerinde çalı­şan bir laboratuvarda üretilmiş ola­maz mı?

Hayır. Virologların bu kadar karmaşık bir virü­sü genler üzerinde oynayarak üretmelerini dü­şünmek çok uç bir hayal olur. Bu varsayımdan hareket edilecek olsa, virüsün 1975 yılından önce elde edildiğini gözönünde bulundurma­mız gerekmektedir. Çünkü 1975 yılına ait don­durulmuş kan örnekleri üzerinde AİDS etkeni­ni araştıran ve hastalığın varlığını kanıtlayan serolojik testler bulunmakta. Bilim adamları bugün virüsleri yeni baştan meydana getire­cek aşamada olmadıklarına göre, 1975 yılı öncesinde bunun hiç mi hiç mümkün olama­yacağı açıktır. Etkenin ortaya çıkışı tam olarak aydınlatılmadan bu tip kuşkular gündeme ge­lecektir. Araştırmacılar da sonuca ne zaman ulaşabilecekleri konusunda kuşkudadırlar. Bu­gün sifiliz etkeninin nerede ortaya çıktığı tam olarak bilemediğimiz gibi.

AIDS'i meydana getiren daha değişik virüsler var mı?

Evet. Şimdiye kadar iki etken belirlenmiştir. İkinci etken, kısa bir süre önce İsveçli ve Fran­sız iki bilim adamının Batı Afrika'da gerçekleş­tirdikleri kan tahlillerinde ortaya çıkmıştır. İkin­ci virüs de HlV'a benzemektedir. HIV 1'den ayırdedilebilmesi için HIV 2 olarak adlandırıl­mıştır.

HIV 2 virüsü nerelerde karşımıza çıkmaktadır?

Bu virüsün Batı Afrika ülkelerinde bulunduğu ve Batı Afrikalılarla riskli ilişkide bulunanlarda rastlandığı bilinmektedir. HIV II virüsünün dün­ya üzerindeki yaygınlığı, sürdürülmekte olan araştırmalar sonucu belirlenecektir.

HIV II virüsü ile enfekte olmuş Al­man vatandaşı var mıdır?

Evet. Batı Afrikalı partnere sahip bir kadın bu mikrobu almıştır. Frankfurt'ta da enfekte ol­muş iki kişi belirlenmiştir. Bu iki kişinin hangi yolla enfekte oldukları aydınlatılamamıştır. Yi­ne de bu virüs türünün Alman toplumunda yaygınlık kazanmadığı görülmektedir. Münih'de 120 kişiye uygulanan ve HIV II virüsünü araştıran testlerde pozitif sonuca rastlanma­mıştır.

AIDS etkeni nasıl bulaşır?

Başlıca üç bulaşma yolu vardır: Kan yoluyla bulaşma: Burada enfekte, yani vi­rüsü taşıyan kanın dolaşım sistemine karış­ması gerekmektedir. Örneğin uyuşturucu bağımlılarının ortak kullandıkları enjektörler, ya da 1985 yılı sonbaharı öncesinde test edilme­miş kanların kullanımı gibi yollarla kişi kolayca mikrobu alabilmektedir.
Cinsel ilişki: Virüsü taşıyan vücut sıvıları ge­nellikle küçük ve farkedilmeyen yaralardan do­laşıma karışabilirler. Yeni yapılan araştırma­larda kadınlarda ikinci bir bulaşma yolu daha belirlenmiştir. Virüs kadınlara dölyolu mukoza­sı yarasız da olsa bulaşabilmektedir. Anneden çocuğa: Hamilelik sırasında, doğum esnasında, ya da daha sonra emzirme yoluy­la.

Hangi vücut sıvıları tehlikelidir?

Kan ve sperm sıvılarında virüs en yüksek kon­santrasyonda karşımıza çıkıyor. Anne sütün­de de yüksek konsantrasyonda virüs belirlen­miştir. Bu vücut sıvıları mikrop bulaştırıcılıkları açısından en tehlikelileridir
 
Aids Hastaliginin Etkeni
Hasta Bakici
Aids Hastalığının Etkeni, Aids Ne Zaman Ortaya Çıkar

AIDS hastalığının etkeni tanınıyor mu?

Evet. AİDS hastalarından özel bir virüs türü olan retrovirüsler izole edilmiştir. Bütün virüs­ler gibi retrovirüsler de kendi özümleme yete­nekleri olmadığından yalnız canlı organizma­larda çoğalabilmektedirler. 1980 yılına kadar bilim adamları retrovirüslere insanda değil, yalnız hayvanlarda rastlandığını düşünmek­teydiler.

AIDS etkeni vücutta neler yapıyor?

Virüs; öncelikle vücut savunma sisteminin ku­manda merkezini oluşturan, vücuda giren ya­bancı cismi yok etmeye yönelik T-hücrelerine ve makrofajlara musallat olur. Makrofajlar has­talık etkenini ya da onun bir kısmını içlerine alarak sindirebilmektedir. AİDS etkenini bu denli tehlikeli kılan immün sistemi kör topal bı­rakıp görevini yerine getiremez hale koyması­dır. Virüsün sinsi bir özelliği de insan beyninin hastalık etkenlerinden koruyan engeli kolaylık­la aşmasıdır. Böylelikle beyin hücreleri zarara uğrar. Bu hücrelere yerleşen virüs, onların ge­netik özelliklerini de bozarak ürer ve normal fonksiyonlarını yerine getirmelerine engel olur.

AIDS etkeninin adı nedir?

HIV. Daha önce LAV ve HTLV III gibi isimler kullanılmışsa da Dünya Sağlık Örgütü WHO tarafından Cenevre'de bu isimde karar kılın­mıştır. HIV İngilizcede bir kısaltmadır. Açık ya­zılışı olan Human-lmmuno Deficiency-Virus, insan immün sistemini tahrip edici virüs olarak da türkçeleştirilebilir.

LAV ve HTLV III kısaltmaları nereden kaynaklanmaktadır?

Birbirinden bağımsız ve aşağı yukarı aynı ta­rihlerde AİDS etkenini keşfeden iki bilim ada­mının kendilerine özgü tanımlamalarından. Pasteur Enstütüsü'nden Luc Montagnier lenfa-denopatisi olan, ki bu AİDS 'in tipik belirtilerin-dendir, bir erkek hastasında bulduğu bu yeni hastalık etkenine "Lymphadenopathie Assozii-ertes Virüs" LAV, türkçesiyle lenfadenopati ya­ratan virüs, adını vermiştir. ABD'deki Ulusal Kanser Enstitüsü'nden Robert Gallo ise löse­mi araştırmalarında hastalık etkeni ile karşı­laşmış, daha sonra bunun AİDS etkeni oldu­ğunu farketmiştir. Etkenin vücut lenfatik siste­minin belli hücrelerini, T hücrelerini yok ettiği­ni saptadığından, HTLV III, yani "Humanes T-Cell Lymphotropes Virüs" adını vermiştir.

Etkenin nasıl ve nerede ortaya çıktı­ğı biliniyor mu?

Bu konuda varsayımlar sözkonusu. Bu güne kadar hastalığın ilk kez nerede ortaya çıktığı tam olarak belirlenebilmiş değil. Hastalığa ilk kez Afrika'da rastlandığı görüşü de kesinlik kazanmamıştır. Yeşil maymunlar denilen bir Afrika maymun türünden insanlara geçmiş ol­duğu da yine yalnızca bir varsayımdır.

Virüs gen teknolojisi üzerinde çalı­şan bir laboratuvarda üretilmiş ola­maz mı?

Hayır. Virologların bu kadar karmaşık bir virü­sü genler üzerinde oynayarak üretmelerini dü­şünmek çok uç bir hayal olur. Bu varsayımdan hareket edilecek olsa, virüsün 1975 yılından önce elde edildiğini gözönünde bulundurma­mız gerekmektedir. Çünkü 1975 yılına ait don­durulmuş kan örnekleri üzerinde AİDS etkeni­ni araştıran ve hastalığın varlığını kanıtlayan serolojik testler bulunmakta. Bilim adamları bugün virüsleri yeni baştan meydana getire­cek aşamada olmadıklarına göre, 1975 yılı öncesinde bunun hiç mi hiç mümkün olama­yacağı açıktır. Etkenin ortaya çıkışı tam olarak aydınlatılmadan bu tip kuşkular gündeme ge­lecektir. Araştırmacılar da sonuca ne zaman ulaşabilecekleri konusunda kuşkudadırlar. Bu­gün sifiliz etkeninin nerede ortaya çıktığı tam olarak bilemediğimiz gibi.

AIDS'i meydana getiren daha değişik virüsler var mı?

Evet. Şimdiye kadar iki etken belirlenmiştir. İkinci etken, kısa bir süre önce İsveçli ve Fran­sız iki bilim adamının Batı Afrika'da gerçekleş­tirdikleri kan tahlillerinde ortaya çıkmıştır. İkin­ci virüs de HlV'a benzemektedir. HIV 1'den ayırdedilebilmesi için HIV 2 olarak adlandırıl­mıştır.

HIV 2 virüsü nerelerde karşımıza çıkmaktadır?

Bu virüsün Batı Afrika ülkelerinde bulunduğu ve Batı Afrikalılarla riskli ilişkide bulunanlarda rastlandığı bilinmektedir. HIV II virüsünün dün­ya üzerindeki yaygınlığı, sürdürülmekte olan araştırmalar sonucu belirlenecektir.

HIV II virüsü ile enfekte olmuş Al­man vatandaşı var mıdır?

Evet. Batı Afrikalı partnere sahip bir kadın bu mikrobu almıştır. Frankfurt'ta da enfekte ol­muş iki kişi belirlenmiştir. Bu iki kişinin hangi yolla enfekte oldukları aydınlatılamamıştır. Yi­ne de bu virüs türünün Alman toplumunda yaygınlık kazanmadığı görülmektedir. Münih'de 120 kişiye uygulanan ve HIV II virüsünü araştıran testlerde pozitif sonuca rastlanma­mıştır.

AIDS etkeni nasıl bulaşır?

Başlıca üç bulaşma yolu vardır: Kan yoluyla bulaşma: Burada enfekte, yani vi­rüsü taşıyan kanın dolaşım sistemine karış­ması gerekmektedir. Örneğin uyuşturucu bağımlılarının ortak kullandıkları enjektörler, ya da 1985 yılı sonbaharı öncesinde test edilme­miş kanların kullanımı gibi yollarla kişi kolayca mikrobu alabilmektedir.
Cinsel ilişki: Virüsü taşıyan vücut sıvıları ge­nellikle küçük ve farkedilmeyen yaralardan do­laşıma karışabilirler. Yeni yapılan araştırma­larda kadınlarda ikinci bir bulaşma yolu daha belirlenmiştir. Virüs kadınlara dölyolu mukoza­sı yarasız da olsa bulaşabilmektedir. Anneden çocuğa: Hamilelik sırasında, doğum esnasında, ya da daha sonra emzirme yoluy­la.

Hangi vücut sıvıları tehlikelidir?

Kan ve sperm sıvılarında virüs en yüksek kon­santrasyonda karşımıza çıkıyor. Anne sütün­de de yüksek konsantrasyonda virüs belirlen­miştir. Bu vücut sıvıları mikrop bulaştırıcılıkları açısından en tehlikelileridir.
 
Aids Hakkında Sık Sorulan Sorular
Hasta Bakicisi
AIDS Nedir, Aids Hastalığı Hakkında Bilgiler

Yeni bir immün yetersizlik tablosu olan AİDS herkesi öğrenmeye zorluyor: HIV, LAV, HTLV III, antikor, pozitiflik testi, bulaştırma, pozitif, ARC, LAS... Bilim böyle pek çok tanım üreti­yor, basın ise kamuya iletiyor. Bu kavramların çoğu insanlara yabancı
Bilmek AlDS'den korunmanın en etkin yön­temi, bizi gereksiz korku, gereksiz tedbirlerden koruyacak bir yöntem.

AIDS İngilizce bir kısaltmadır. Açık şekliyle anlamı "kazanılmış (yani doğumsal olmayan) bağışıklık yetmezliği"dir. Bu tıp terimini oluş­turan harflerin tek tek anlamı ise: Acquired (kazanılmış) İmmune Defiency (bağışıklık yet­mezliği) Syndrome (sendrom aynı anda baş gösteren hastalık belirtileri grubu). AİDS kı­saltması bütün sözlüklere alındığından, yayın­ların tümünde tek bir sözcükmüş gibi büyük harfli bu kısaltma kullanılmaktadır.

AIDS ne türde bir hastalıktır?

AİDS bulaşıcı bir enfeksiyon hastalığıdır. Vi­rüsler aracılığıyla bulaşmakta, bu virüsler be­lirli hücreleri tutmakta ve onları zarara uğrat­maktadırlar. Bu etki vücut savunma gücü tah­rip olana dek sürmektedir. İmmün sistem vü­cudun kendisini hastalık etkenlerine karşı sa­vunduğu sisteme verilen addır.

İmmün sistem nasıl çalışır?

Akyuvarlardan bir grup, sürekli olarak vücudu temasda bulunduğu yabancı maddelere, man­tar, tek hücreli ve virüs gibi mikroorganizmala­ra karşı kontrolde tutar. Bu akyuvarlar T-, ve B-Lenfositler adını taşımaktadırlar. Kemik ili­ğinde üretilen bu hücreleri, savunma hücreleri ya da immün hücreler olarak adlandırabiliriz.

Bunlar hastalık etkeni ile karşılaştıklarında çok özel yöntemlerle hastalık etkenini yok edecek savunma cisimleri ve katil hücreler oluşturur­lar. Bir anahtarın kilide uyması gibi son derece özgün biçimde çalışan bu hücreler hedef al­dıkları yabancı maddelere saldırıp onları öldü­rürler. Bu savunma maddeleri kanda antikor adı altında dolaşırlar. Interlökin ve interferon adlı kimyasal maddeler ise vücudun savunma gücünü arttırırlar. Savunma sisteminin bütünü zincirleme bir işleyiş içindedir. Etkene karşı savaş başarıya ulaştığında vücut normal işle­yişine geri döner. Ama geriye etkenle müca­delenin izlerini taşıyan bir hücre grubu kalır ki bu hücre grubu aynı etken tekrar vücudu girdi­ğinde derhal aynı savunma gücünü ortaya ko­yar.

Bu karmaşık işleyiş T-Lenfositlerin bir alt gru­bunu oluşturan T-Yardımcı hücreleri ya da T4 hücreleri adı verilen hücreler tarafından yöne­tilirler. Çok yönlü savunma sistemi bu yönlen­dirici güç olmadan kumanda edilmeyen bir it­faiye ekibine benzer. T-Yardımcı hücreleri ay­nı zamanda savunma sisteminin normale dö­nüşünden de sorumludur. T-supresor hücrele­ri ya da T8 hücreleri adındaki diğer T lenfosit­ler de savunma sisteminin gerektiği yerde frenlenmesine yardımcı olurlar.
 
<< İlk < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

Sonuç 181 - 200 Toplam 581
HASTA BAKICISI