|
Sosyal Yasamda Aids Bulasmasi |
|
Hasta Bakici
|
Sosyal Yaşamda Aids Tehlikesi
Boş zamanları değerlendirme, daha çok sağlıklı yaşam amacına yöneldi. Pek çok kişi iş sonrası spor yapabilecekleri yerlere, squash merkezlerine, tenis alanlarına, vücut geliştirme salonlarına, sonrasında ise saunaya giderek rahatlamayı yeğliyor. Buralardaki yakın vücut teması ise pek çok spor meraklısının hevesine gölge düşürmekte. Bu yerler AİDS etkeninin kolaylıkla bulaşabileceği yerler midir? AlDS'li oranı yüksek tatil ülkeleri, örneğin Kenya, rezervasyonların iptali ile karşı karşıyadır. Pek çok turist Afrika'nın balta girmemiş ormanlarında düzenlenen fotosafarilere artık imrenerek bakmıyor. Çünkü tehlikeli maymun türü, ya da sivrisinekler aracılığıyla hastalık kapmaktan korkuyorlar. Kimileri, özellikle çocuklu aileler evlerinde besledikleri kedi ve köpeklerin durumunu da kuşkuyla gözden geçirmekteler. Sık gittikleri restoranın garson ve barmeninden de şüpheliler. Bir hristiyan geleneği olan "Abendmahl" de düşündürücü bulunuyor. Protestanlar bu geleneğe özgü ortak kupadan içki içmek anlayışının devam edip etmemesi gerektiğini soruyorlar.
Kuşku içinde olanlar genellikle kendilerini tedirgin edenin ne olduğunu da tam olarak bilememekteler. Boş zamanları değerlendirmede keyfimizi kaçıran, bizi kuşkuya iten düşüncelerin çoğu anlamsızdır. Çok az spor türünde tehlikeye neden olacak kanayan yara meydana gelmektedir. Hangi spor türlerini korkusuzca yapabileceğimiz, ne zaman tehlikede olacağımız konusunda bu bölümde bilgi verilmektedir.
Halka açık yüzme havuzundan AİDS bulaşabilir mi?
Hayır. Halka açık yüzme havuzları şüphe götürmez şekilde dezenfekte edilmektedir. Bu dezenfeksiyon sadece AİDS değil, diğer pek çok daha dirençli hastalık etkeni de gözönünde bulundurularak yapılmaktadır. Kesin olarak emin olmak istiyorsanız havuz sorumlusundan bilgi alınız.
Bu dezenfeksiyon işlemi denetlenmekte midir?
Evet. Genellikle Sağlık Bakanlığı'na bağlı görevlilerce. Bu kişiler düzenli olarak su örnekleri almakta ve gereken kontrolleri yapmaktadırlar. Havuzun dezenfeksiyon işlemlerinin kaydedildiği bir defterin tutulması da zorunluluktur. Bu defterlerde düzensizlik dikkati çekerse yetkililer sıkı denetim uygularlar.
Bütün yüzme havuzları denetlenmekte midir?
Halka açık, giriş için ücret talep edilen havuzlar için bu sorunun yanıtı evettir. Özel havuzlar, örneğin klüplere ait olanlar kontrole tabi değildirler.
Halka açık termal havuzlardan (kaplıcalardan) AİDS virüsü alınabilir mi?
Hayır. Bu havuzların da diğer halka açık yüzme havuzlarında olduğu gibi dezenfekte edilme zorunluluğu vardır. Şüpheleriniz varsa sorumlu kişiden bilgi alınız.
Sauna ya da buhar banyolarında hastalığın bulaşma tehlikesi var mıdır?
Hayır. Sauna ya da buhar banyolarında ısı virüsü öldürecek güçtedir. 56°C'nin üzerinde HIV (AİDS etkeni) ölür.
Halka açık plajlarda tehlike var mıdır?
Hayır. Deniz gibi büyük bir su kütlesi olasılığı en aza indirger. Kişi açık yara ile bile denize girse mikropla yarasının temasa gelmesi çok uç bir olasılıktır. Bu nedenle bu durumda ancak teorik bir tehlikeden söz edilebilir.
Hristiyan geleneği "Abendmahl'de kullanılan çanak virüsü bulaştırıcı olabilirini?
Hayır. Bardak ve yemek takımlarının ortak kullanımından bugüne kadar bulaşma meydana geldiği saptanamamıştır. Ağız yoluyla bulaşabilecek diğer enfeksiyon hastalıklarını önlemek için protestan kiliselerinde bardağı çevirerek içmek ya da çalkalayıp içmek anlayışı gelişmiştir. AİDS tehlikesinden söz edilemez.
Ev hayvanları AİDS taşıyıcısı olabilirler mi?
Hayır. Bugüne kadar kendiliğinden ya da deneysel amaçla ev hayvanlarına insan için son derece tehlikeli olan AİDS virüsünü bulaştırmak mümkün olmamıştır. Virüs, diğer canlılarda değil, insan vücudunda yaşayabilmektedir.
Modern hava taşımacılığı geliştikten sonra hastalık etkenlerinin daha çabuk yayılma gösterdiğinden söz ediliyor. Jetlerde bulaşma kaynakları var mı?
Hayır. Özellikle tatil amacıyla uçmak sosyal temas olanaklarını arttırıyor. İnsanlar birbirleriyle konuşuyorlar, el sıkışıyorlar, ya da birbirinin yanağına öpücük konduruyorlar. Birlikte yemek yeniliyor, belki de aynı bardaktan içiliyor, tuvalete gidiliyor, aynı kulaklık kullanılıyor. Bunları hiçbirisi tehlikeli değil. Ama uçaktaki komşunuzla tatil yerine ulaştığınızda korunmasız birlikte gecelemek elbette riskli.
AİDS etkeni bütün dünyaya yayılmış durumda mıdır?
Normal seyahat trafiğiyle ulaşılabilen bütün ülkelerde AİDS'e rastlanmaktadır. Ama hastalık değişik yerlerde değişik sıklıkta karşımıza çıkmaktadır.
Hangi ülkelerde HIV adlı virüse daha sık rastlanmaktadır?
Amerika Birleşik Devletleri'nde, Karayibler ve Afrika'nın Kenya, Zaire ve Uganda gibi ülkelerinde pek çok insanın bu virüsü taşıdığı bilinmektedir. Bu nedenle merkezi Afrika'da olan bir AİDS kuşağından sözedilmektedir. Avrupa'da da adı ve cilt rengi dışında tanımadıkları kişilerle cinsel ilişkide bulunanlar tehlikededirler.
Asya ve Doğu Avrupa ülkelerinde durum nasıldır?
Doğu Avrupa ülkelerinden bugüne kadar çok ender enfeksiyon hastalıkları ve diğer hastalıklar konusunda bildirimde bulunulmuştur. Mart 1987 ortalarına kadar Doğu Almanya'da HIV taşıyan 14 kişi bildirilmiştir. Yakın ve uzak doğuda görülen belli ölçüdeki yayılmanın daha çok bu ülkelere ulaşan ABD etiketli kan konserveleri yoluyla olduğu düşünülmektedir.
Bu kanlar ve ürünleri test yapılmayan döneme aittir. Buna karşın İsrail, Mısır, Türkiye gibi yakın doğu ülkeleriyle, Taylan, Seylan, Hindistan, Malezya gibi uzakdoğu ülkelerine yapılacak tatillerde bu ülke insanlarıyla kurulacak yakın ilişkilere dikkat edilmelidir.
AİDS'e sık rastlanan ülkelerde iç rahatlığıyla tatil yapılabilir mi? Örneğin Kenya'da safari yapmak nasıl bir düşünce?
Bu ülkelerde tatil yapılabilir. Gidilen ülkelerde yeni tanışılan kişilerle veya seyahat grubundan yeni tanıştığımız kişilerle korunmasız cinsel ilişkide bulunmanız tehlike getirir. Safariden veya bir deniz kenarı tatilinin vereceği keyiften AİDS korkusu nedeniyle fedakarlıkta bulunmak gereksizdir.
Tropikal ülkelerde ya da Afrika'da bir tatil düşünülüyor. Sivrisinek ya da diğer sokan hayvanlar virüsü taşırlar mı?
Hayır. Bugüne kadar sivrisinek sokmasıyla AİDS'e yakalanan insana rastlanmamıştır. Bu "sivrisinek teorisi"ne karşı tek kanıt değildir. Amerika'da geniş bataklık alanları, dolayısıyla binlerce sivrisineğin yaşadığı bölgeler vardır.
Örneğin Florida. Hastalık sivrisinekler aracılığıyla taşınıyor olsaydı, buralarda sivrisinekler tarafından en çok ısırılanların, örneğin çocukların hasta olmaları gerekirdi. Ama durum böyle değil. ABD'nin diğer eyaletlerinde olduğu gibi Florida'da da sekiz yıldan bu yana özellikle homoseksüeller, ilaç bağımlıları ve kan nakli yapılanlar bu hastalığa yakalanmak-talar. Nedeni ise bu virüsün insan kan ve sperminde çoğalması, sivrisinek gibi daha basit canlı türlerinin kanlarında çoğalamaması.
Yeşil maymun tarafından ısırılmam tehlike doğurur mu?
Hayır. Bu maymun türünün virüsün insanlara bulaşmasına aracılık ettiği başlangıçta sözü edilen bir şüpheydi. Kanıtlanmamıştır. AİDS etkeni HIV yanlızca insan vücut sıvılarında veya laboratuar koşullarında benzeri bir ortam sağlandığında üremektedir.
Hobi olarak futbol oynuyorum. Büyük turnuvalarda takımlar arasında forma değiştirmek bir gelenek. Tedirginlik duymakta haklı mıyım?
Hayır. Sorun yaratacak bir durum yoktur. Ter yoluyla bulaşma olmaz. Forma değiştirme zevkinden kendinizi mahrum etmeyin.
Spor sonrası ortak duş kullanmak, suların sıçraması bulaşma tehlikesini beraberinde getirir mi?
Kesinlikle hayır. Duş temiz değilse ayak mantarı kapabilirsiniz belki; ama AİDS değil. Ter bulaştırıcı değildir, üstelik sağlıklı deri yoluyla virüs vücuda giremez Biri ağzını suyla doldurup üzerinize püskürterek şakalaşsa bile tedirgin olmanız gerekmez.
Boks karşılaşmalarında önemli yaralanmalar olabiliyor, genellikle rakibin teri yüzünüze sıçrayabiliyor. Tehlikeli midir?
Tehlike büyük olmamakla birlikte gözardı da edilmemelidir. Her iki boksörde kanamalı yara meydana gelmiş ve yaraları birbirleriyle temas etmişse enfeksiyon meydana gelmiş olabilir. Elbette söz konusu iki kişiden biri AİDS virüsü taşıyorsa
Vücut geliştirme salonunda spor yapıyorum. Çalışırken ter adeta akıyor. Mikrop bulaşabilir mi?
Hayır. Ter enfeksiyon kaynağı değildir. Virüs yalnızca vücut sıvılarında yaşayabildiğinden, sentetik deri kaplı bir oturma yeri veya aletin sentetik deri kaplı kolu bulaştırıcı olamaz.
Solariumda bulaşma olur mu?
Hayır, bir tehlike söz konusu değildir. İki yönden aynı anda bronzlaştıran sandviç solarium aletlerinde sizin için yeni yayılmış bir folyo üzerine yatmaya dikkat edin. Böylelikle kendinizi diğer bulaşıcı hastalık etkenlerinden, -Süpüratif bakterilerden korumuş olursunuz.
Kendime plajda güneşlenmek için hasır kiralıyorum. Tehlikeli mi?
AİDS açısından tehlikeli değil. Yine de hijyenik nedenlerle tedbir olarak kendi havlunuzu hasırın üstüne seriniz.
Çıplaklar kampı üyelerinin özel bir önlem almaları gerekir mi?
Çıplaklığı yeğleyen kişilerin özel bir tedirginlik duymalarına gerek yoktur. Diğerleriyle birlikte plajda diledikleri biçimde bulunmalarına engel bir durum sözkonusu değildir. Mayolu yüzücüler için geçerli olan kurallar geçerlidir onlar için de: Yanlızca cinsel ilişki, uyuşturucu bağımlılarının mikroplu enjektörlerini ortak kullanım hastalık tehlikesi taşır. Çıplak denize girmeyi yeğlemenin AİDS'le ilişkisi yoktur.
Virüsü taşıyan kişiye ait havluyu kullanmak bulaştırıcı mıdır?
Hayır. AİDS virüsleri vücut dışı ortamda çabucak ölürler. Canlı virüslerin sağlam deriye temasları da bulaşma meydana getirmez. Yarasız, sağlıklı cilt virüsler için prezervatiften de daha az geçirgendir.
Restoranda homoseksüel bir aşçı çalışıyor. Bulaştırıcı olacağından kork-mam doğru mudur?
Hayır. Homoseksüel olan her kişi AİDS hastası demek değildir. Homo ya da heteroseksüel AİDS taşıyıcısı bir aşçının bulaştırıcı kabul edilip edilmeyeceği uzmanlar tarafından tartışılmaktadır. Alman Bulaşıcı Hastalıklar Kanunu'nda bir aşçının hangi sağlık nedenleri ile çalışmasının yasaklanacağı belirtilmiştir. HIV enfeksiyonu bugüne kadar çalışma izninin iptaline neden olmamıştır.
Grubumuzda aynı kadehten içki içme alışkanlığı var. Kadeh elden ele dolaşıyor ve herkes birbiri ardına aynı kadehten 'içki içiyor. Bu alışkanlık AİDS'e karşın sürdürülebilir mi?
Evet. AİDS bu alışkanlığı terketmek için bir neden değil. Aynı bardağı kullanmak bulaştırıcı değildir.
Umuma açık tuvaletler enfeksiyon kaynağı mıdır?
Hayır. AİDS hastalığının bulaşma yolları, tifo, paratifo gibi bağırsak enfeksiyonlarının bulaşma yollarına benzemez. Tuvalette kapı kollarına, klozet kapaklarına, lavabo kenarlarına dokunmakla AİDS enfeksiyonu bulaşmaz. |
|
|
Hasta Bakici
|
İşyerinde Aids Tehlikesi
AİDS'e çalıştığımız işyerinde de yakalanabilir-miyiz? Bu soru bilinçli işyeri sorumlularını düşündürmektedir. Aynı zamanda iş arkadaşlarını seçme konumunda olmayan işçileri de düşündürmektedir. Salgına karşı duyulan korku işyerindeki yaşamı zorlaştırmıştır. Bir homoseksüel işyerindeki şef ve işçi temsilcileri tarafından kendisinden negatif sonuçlu antikor testi istenmesini çalışma sözleşmesine aykırı bularak Münih İş Mahkemesi'ne başvurmuştur.
Meslek grupları içinde tıp mensupları dışında AİDS tehdidi altında olanlar oldukça azdır.
Mesleğim gereği pek çok insanla el sıkışıyorum. AİDS yüzünden davranışımı değiştirmem gerekir mi?
Hayır. Ellerin teması ile tehlike size ulaşamaz. Terde bugüne kadar virüse rastlanamamıştır. Virüs deri yoluyla salgılanmaz ve deri temasıyla da etken kana ulaşamaz. Bu nedenle terli de olsa size dokunan el zararlı olamaz.
Güzellik uzmanıyım. Müşterilerimin manikürleri ya da cilt bakımı ile uğraşırken bazı küçük kanamalarla karşılaşıyorum. AİDS tehlikesi ile karşı karşıya mıyım?
Sizin cildinizde yara yoksa tehlikede değilsiniz. Ellerinizde taze, kapanmamış yara varsa eldiven kullanmalısınız. Ellerinizde yara olmasa bile kan elinize bulaştığında etil alkol ya da klor içeren bir dezenfeksiyon maddesi kullanmalısınız. Etkili dezenfeksiyon maddelerinin piyasadaki adlarını sağlık kurumları ve eczanelerden öğrenebilirsiniz.
AİDS virüsünü almış kişi otomatikman işgücünü kaybetmiş kabul edilmekte midir?
Hayır. Virüs taşıyıcı kişi hastalanmadıkça çalışmaması için bir neden yoktur. Bu süre on yıl yada daha uzun sürebilir.
İş arkadaşım tükrüklerini saçar tarzda konuşuyor. Tedirgin olmam gerekir mi?
Hayır. Tükrük damlacıklarının sıçraması ile bulaşma söz konusu olamaz. Yine bu kişi ile öpüşmek, yanağınızı öpmesi de sorun teşkil etmeyecektir. AlDS'li bir iş arkadaşından mikrobu alabilmenin yolu aynıdır: Bu kişi ile korunmasız cinsel ilişkide bulunmak ya da ortak enjektör kullanmak.
Birlikte kullanılan telefon yoluyla bu virüs bulaşabilir mi?
Hayır. Virüsü taşıyan kişi ile aynı eşyaları, telefon ahizesini kullanmak sorun yaratmaz. Aynı eşyaları kullanmak temas yoluyla enfeksiyonu, aynı ahizeyi kullanmak damlacık enfeksiyonunu doğurabilir. Bu bulaşma yolları AİDS virüsü için geçerli değildir.
Tuvaletlerin temizliğinde görevliyim. Kullanılmış prezervatiflerin ortadan kaldırılması da benim görevim. AİDS'in işim esnasında bana bulaşma riski nedir?
Lastik eldiven kullanıyorsanız tehlikede değilsiniz. Eldiven kullanmayan tuvalet temizlikçileri AlDS'den çok dışkı yoluyla bulaşabilecek diğer hastalıklara yakalanma tehlikesi ile karşı karşıyadırlar. Bu nedenle mutlaka eldiven kullanılmalıdır. Elde yara varsa eldiven kullanımı zorunluluktur.
Hayvan satışı yaptığım dükkanımda diğer maymun türlerinin yanında "yeşil maymun" denilen türü de bulundurmaktayım. Ben ya da müşterilerimden biri sözünü ettiğim hayvan tarafından ısırılırsak virüs alma tehlikesi var mıdır?
Hayır. Başlangıçta bu varsayım AİDS araştırmalarında büyük rol oynamış ve oldukça sansasyon yaratmıştı. Ama kanıtlanamamıştır. Yeni araştırmalar bu maymun türünde bulunan virüsün insanda immün yetersizliğine neden olan hastalık etkeni ile aynı özellikleri taşımadığını belirlemiştir. Bu maymun türünde bulunan virüs retrovirüs ailesinin bir üyesidir. Almanya'da bu maymun türü tarafından ışınlan daha sonra teste tabii tutulan pek çok Alman vatandaşında AİDS virüsüne rastlanamamıştır.
Müdahalede bulunduğunuz müşterinizin cildinde akne veya başka bozukluklar var. Bulaşma tehlikesi söz konusu mu?
Evet. Sağlam deri korunma görevini yerine getirir. Elinizde taze yara, çatlak, çizik varsa çalışmamalısınız. Buna rağmen çalıştınız ve kandan kana temas oluştuysa yarayı alkol ya da klor içeren bir dezenfeksiyon maddesi ile dezenfekte ediniz.
AİDS virüsü taşıyıcısı ya da hastası olan bir kişiye masaj uygulayan masör tehlikede midir?
Hayır. Derinin deriye teması bulaştırma tehlikesi taşımaz.
Öğlenleri kantinde yiyorum. Varsayalım ki orada taşıyıcı bir kişi yemek hazırlıyor veya servis yapıyor. Tehlikede miyim?
Hayır, AİDS virüsü gıdalar yoluyla vücuda alınmaz. Virüs pişirme için gereken yüksek ısıya dayanamaz. Salatadan, ekmeğe soğuk yiyeceklerden, garson beceriksizce parmağını tabağa daldırsa bile endişe etmeye gerek yoktur. Virüs kan ve sperm sıvısı içinde yuvalanmadıkça çok çabuk ölmektedir. Bu yolla alınacak virüs sayısı hastalığın bulaşmasına yetmeyecektir. Salata sosu içindeki sirke de virüsü zarara uğratan bir maddedir.
Bu açıklamalarınız bardak, çatal, kaşık, bıçak için de geçerli midir?
Evet.
Kış solunum yolu enfeksiyonlarının arttığı bir mevsim. Pek çok kişi toplu ulaşım araçlarında aksırıyor, öksürüyor. AİDS tehlikesi var mı?
Kesinlikle hayır. Hapşırma, yani damlacık enfeksiyonu yoluyla nezle, grip veya diğer solunum yolu enfeksiyonu etkenleri bulaşabilir. Ama AİDS etkeni bu yolla bulaşamaz. AİDS bir damlacık enfeksiyonu değildir.
Otelde odaların temizliği ile görevli hizmetçiyim. Sperm ya da kan lekeli çarşafları da değiştirmekteyim. Nelere dikkat etmem gerekir? Tehlikede miyim?
Hayır. Deri teması yoluyla etken vücuda giremez. Cinsel ilişki, ya da kanların birbirine karışması yoluyla mikrobu almak söz konusudur. AİDS etkeni HIV insan vücudu dışındaki ortamda hızla ölmektedir. Otel personeli ancak yatak takımları üzerinde bulunan taze kan yada sperm sıvısına açık yara bulunan ellerle dokunurlarsa tehlikededirler. Bu açıklamalara karşın yine de huzursuzsanız eldiven kullanmalısınız.
İşyerinde çok kirleniyor ve duş almak zorunda kalıyorum. Ortak kullanılan duş hastalığı bulaştırabilir mi?
Hayır. Terde bugüne kadar AİDS etkenine rastlanamamıştır. Suyla akıp giden virüs çabucak ölür, üstelik AİDS etkeni sabun gibi temizlik maddelerine karşı da oldukça dayanıksızdır. Duşta vücut bol basınçlı bir suyla yıkandığından herhangi bir virüsün vücuda giriş şansı olamaz. Ama örneğin bu yolla ayak mantarı kapmak hiç de güç değildir.
Kapı kolları bulaştırma kaynağı olarak kabul edilmekte midir?
Hayır. Taşıyıcı kişilerle aynı eşyalara dokunmak bulaşma tehlikesi doğurmaz.
Bir ölü var. Polis bilgi merkezi kişinin homoseksüel çevreden olduğunu, AİDS şüphesi taşıdığını bildiriyor. Böyle bîr durumda görevli polis kendini korumak için özel tedbirler almalı mıdır?
Ölü kişiye dokunmak söz konusu değilse tehlikeden bahsedilemez. AİDS virüsü hava yoluyla taşınan bir virüs değildir. Ölü kan ve spermle lekelenmiş durumda ise polisler ölüye dokunurlarken eldiven kullanmalıdırlar.
Yabancı bir ölüye dokunmak zorunda kaldığımızda nasıl korunmalıyız?
Yabancı ölülere mutlaka tek kullanımlık eldiven ile dokunulmalıdır.
AİDS hastalığından ölenlere dokunmak gerekirse daha başka hangi önlemlere başvurmak gerekir?
Diğer önlemler her eyalet sağlık bakanlığınca belirlenmiştir. Bulunduğunuz yerdeki sağlık bakanlığına ait örgütlerden bilgi alınabilir.
Gardiyanım. Taşıyıcı bir tutuklu tarafından ısırılmaktan korkuyorum. Böyle bir durumda hastalığı alabilirmiyim?
Kanamaya neden olacak bir ısırma sözkonusu olsa bile tehlike oldukça azdır. Çünkü tükrükte çok az virüs bulunur, kişiyi enfekte etmeye yetmeyecek bir miktardır bu. Güvencede olmak için yarayı derhal dezenfekte ediniz. Bugüne kadar kesinlikle ısırma yoluyla hastalığın bulaştığı bir vaka bildirilmemiştir.
Hemşire ve laborantlar sürekli kanla uğraşmaktalar. AİDS tehlikesi bu kişiler için büyük müdür?
Bu kişiler sadece AİDS tehlikesi ile değil, bulaşıcı karaciğer enfeksiyonlarından B-Hepatit ve Non A Non B Hepatit tehlikesi ile de karşı karşıyadırlar. Bu hastalıklar da kan yoluyla bulaşmaktadırlar.
Hemşire ve laborantlar bulaşma tehlikesinden nasıl korunurlar?
Bu meslekte olanların öncelikle el bakımlarına özen göstermeleri, ellerinde yırtık, çizik ve diğer yaraların bulunmamasına dikkat etmeleri gerekir. Enfekte kanla temas meydana geldiğinde AİDS etkeni bu yaralar aracılığıyla vücüda girer. Kanamalı işlemlerde mutlaka eldiven kullanılmalıdır. Kendilerine koruma ile ilgili verilen ayrıntılı talimatları uyguladıklarında bu kişiler güvenliktedirler.
Bir doktor ya da hemşire taşıyıcı kişide kullanılmış enjektör iğnesi ile yaralandılar. Tehlike ne ölçüdedir?
Her ne kadar Amerika ve Avrupa'da yapılan araştırmalar bu durumun korkulduğu ölçüde olmadığını göstermişse de enfeksiyon tehlikesi elbette vardır. AİDS taşıyıcısına ait enjektör eline batan bini aşkın doktor, hemşire, hastabakıcıdan yedisine mikrobun bulaştığı belirlenmiştir. Bu yedi kişi enjektörle tek bir kez değil, birkaç gün içinde birden fazla kez yaralanmışlardır. İçlerinden İngiliz bir hemşirenin öyküsü oldukça trajiktir: AİDS hastasından kan örneği almakta olan hemşire enjektörün ucunun elini yaralamasının verdiği şaşkınlıkla enjektördeki mikroplu kanın tümünü kendine şırıngalamıştır.
Enfekte bir iğne ile yaralandım. Ne yapmam gerekli?
Derhal yarayı kanatmalı ve uygun dezenfeksiyon maddeleri ile dezenfekte etmelisiniz.
Tıp personelinin görev esnasında aldığı AİDS enfeksiyonu meslek hastalığı olarak kabul edilir mi?
Evet. Sağlık meslek sendikaları bulaşma olayı mesleğin uygulanması esnasında meydana geldiğinde AİDS'i meslek hastalığı olarak kabul etmektedirler. Örneğin enfekte iğne ile yaralanma.
Böyle bir durumla karşılaştığınızda derhal antikor testi yaptırarak olay gününe kadar enfeksiyonu almamış olduğunuzu belirletiniz ve derhal durumdan sağlık meslek sendikanızı haberdar ediniz.
Altı hafta sonra antikor testini yineleterek, enfeksiyonu kanıtlayacak antikorların oluşup oluşmadığı kontrol edilmelidir. Bu test negatif sonuç vermişse olaydan üç ay ve altı ay sonra da test yinelenmelidir. Ancak böylelikle bulaşmanın sözkonusu olup olmadığı kesinlik kazanır.
AİDS hastası evde bakılıyor. Hastabakıcı tehlikede midir?
Yıkama, besleme, derece ölçme gibi normal el temasını gerektiren işlerde hayır. Hastabakıcının kan alması ya da iğne yapması gerekiyorsa, kullandığı iğne ile kendini yaralamamaya çok özen göstermesi gerekir. Daha titiz davranmak isteyen kişiler düzenli olarak ellerini alkollü dezenfeksiyon maddeleri veya Sagrotanla yıkayabilirler. Hasta otokontrolünü yitirmiş durumda ise, idrar yapma ve dışkılamasını kontrol edemiyorsa bakıcı yatak takımlarını değiştirirken eldiven kullanmalıdır.
Ebeyim. Doğum esnasında amnion sıvısı, kan, dışkı gibi pek çok vücut salgısı ile temastayım. Kendimi nasıl korumalıyım?
Her şartta eldiven kullanmalısınız. Almanya'da henüz oldukça az AlDS'li hamile var. San Francisco'da ise durum bunun tersi. Orada ebe ve yardımcı doğum personeli pozitif test sonucu ile doğumhaneye gelen anne adayı için özel tedbirler almakta. Profesör Moses Grossmann Münih'te yapılan bir kongrede bu doğum personelinin kendilerini ağız maskesi, eldiven ve kan sıçramasını önlemek için gözlük kullanarak koruduklarını anlatmıştır.
Diş teknisyeniyim. Taşıyıcı bir kişiden alınmış ölçüden hazırlanan model üzerinde çalışıyorken tehlikede miyim?
Çalışmaya başlamadan önce ölçüyü suyla iyice yıkıyorsanız içiniz rahat olabilir.
İlkyardım elemanıyım. Sık sık sun'i solunum yaptırıyorum. Kendimi nasıl koruyabilirim?
Ağızdan ağıza doğrudan sun'i solunum uygulanmamalıdır. Kendi dudaklarınızla baygın kişinin ağzı arasında steril bir pet, yoksa kendi mendilinizi koyunuz. Böylelikle taşıyıcı kişinin tükrüğünün size temasını önleyebilirsiniz. Tehlike oldukça azalır. Yaralı kişinin ağzından kan gelmedikçe, sun'i solunum yaptırdığı için AİDS virüsü almış kişiye henüz ratlanmamıştır.
Suni solunum yaptırırken dudağımda sıyrık veya çizik varsa tehlike artar mı?
Evet. Özellikle yaralının ağzından kan geliyorsa, kandan kana bulaşma söz konusu olabilir. Bu durumda doğrudan teması önlemek için solunum cihazından yararlanılmalıdır. |
|
|
Aids Cinsel Hastalik Midir |
|
Hasta Bakici
|
Aids Cinsel Hastalık Mıdır?
AİDS bir cinsel hastalık mıdır?
Hayır. AİDS veneryen hastalıklardan sitiliz ve belsoğukluğu gibi cinsel ilişki ile bulaşmakla birlikte cinsel ilişki yolu dışında da bulaşabilen bir hastalıktır. Sözedildiği gibi kullanılmış enjektörler ve kan ürünleri yoluyla. Batı Almanya'da cinsel hastalıklarla mücadele için 23 Temmuz 1957'de çıkarılan kanun şu dört hastalığı veneryen hastalık olarak kabul etmektedir: Sitiliz, belsoğukluğu (gonore), ulcus molle (yumuşak şankr), veneryen lenf çıbanı, lenfgranüloma venereum ya da inguinale). Cinsel ilişki yoluyla taşınan diğer hastalıklar 'cinsel ilişki ile taşınan hastalıklar" adını almaktadırlar. Bunlar mantar enfeksiyonları, trikomonaslar, B-Hepatit, genital herpes, klamidyalar ve en son olarak da AlDS'dir.
AİDS bir salgın mıdır?
Evet. Salgın bilimsel olarak çok net bir tanım değildir, daha çok tarihsel bir kavramdır. Birdenbire çok sayıda insan ağır bulaşıcı bir hastalığın pençesine düşerse salgından söz edilir.
AİDS bir pandemi midir?
Evet. Bulaşıcı hastalık ülkeden ülkeye, bir kıtadan diğerine yayılıyorsa pandemiden sözedilir. Örneğin grip de pandemi yaratabilir.
Hasta olan kişilerin sayısı Almanya'da nasıl belirlenmektedir?
Doktorlar hasta kişileri Sağlık Bakanlığı'nın talimatı üzerine Berlin'deki Sağlık Bakanlığı'na ait merkeze bildirmek zorundadırlar. Hasta kişilerin değişik zamanlarda değişik yerlerdeki hekimlere başvurmaları sözkonusu olabileceğinden rakamlar istatistiklere yanlış yansıya-bilmektedir. Yine de aşağı yukarı anlamlı kabul edilecek bir istatistik elimizde bulunmaktadır.
Almanya'da enfekte olmuş kişi sayısından çıkarılacak sonuç nedir?
Bugün hastalık tablosu içinde olan kişiler ortalama sekiz ila on yıl önce mikrobu almış kişilerdir. Hastalığa yakalananların sayısı on ila onbeş yıl önceye gidildiğinde Almanya'daki ortalama AİDS enfeksiyonu oranını yansıtmaktadır. İleriki yıllarda hastalananların sayısında kuvvetli bir artış beklenmektedir. Bugünkü enfeksiyon oranı kendisini beş ila on yıl sonra belli edecektir. Burada önemli olan hasta sayısının kendini ikiye katladığı süredir. Bu süre başlangıçta birkaç ay iken yarım yıla kadar yükselmiş, 1990 Aralığı'nda oniki aya kadar yükselen bir artış göstermiştir. Bu yavaşlamanın sürmesini ummaktayız.
Hastalıkla mücadelenin başarılı olduğunu varsayalım. Bu sonuç istatistiklere ne zaman yansır?
En erken beş ile on yıl sonra. AİDS'e yakalananların sayısında bir azalma olup olmadığı istatistiklere yansıyabilir.
İki katına çıkış süresinin önemi nedir?
Bu süre salgın bir hastalıkta hastalığa ilk yakalananların sayısının iki katı artış gösterince-ye kadar geçen zamandır. Salgının hangi hızla yayıldığını ifade eden bir ölçüdür. AİDS için bu süre başlangıçta bir kaç aydı, çünkü hasta olanların sayısı oldukça azdı. 1986 Ekim'inde hastalığın on ayda iki misli artış gösterdiği saptandı. |
|
|
Aids Tablosu Kaposi Sarkomu |
|
Hasta Bakicisi
|
Aids Tablosu
Kaposi sarkomu nedir?
Deri kanserini andıran bir kanser türüdür. Gerçekte deri altındaki kılcal damarların deforme olması sonucu kahverengi-mor alanlar oluşarak bu görünümü kazanırlar. Bunları küçük kanamaların meydana getireceği morluklarla karıştırmamak gerekir. Kaposi sarkomu tek bir yerde belirebilir veya bütün deriyi, ağız mukozasını, sindirim organlarından genital (cinsel) organlara kadar heryeri kapsayacak şekilde yayılma gösterebilir, (disseminasyon)
AİDS tablosunda hangi nörolojik ve psikolojik belirtiler görülür?
Bu durum beyin hücrelerinin AİDS virüsleri tarafından ne ölçüde tutulduğu ve zarara uğratıldığı ile ilişkilidir. AİDS hastalarının bir kısmının görme ile ilgili şikayetleri vardır; görme yeteneğini kaybedenler olabilmektedir içlerinde. Kontsantrasyon bozukluğu, dikkat dağınıklığı, ağrılar ve uyum bozukluğu da yakınmalar arasındadır.
AİDS'Ii bir kişi ne kadar yaşayabilir?
Kesin bir süreden söz edilemez. Hastalık bütün belirtileriyle ortaya çıktıktan sonra yaşam süresi hastalığın gidişine, ortaya çıkan enfeksiyonlarla mücadeleye bağlıdır. Pek çok AİDS hastası üç ila beş yıl içinde fırsatçı enfeksiyonlar nedeniyle yaşamını yitirmektedirler.
AİDS hastaları sürekli hastanede mi kalmalıdırlar?
Hayır. Hastalar ancak tanı için, ya da durumları yoğun bakım gerektirecek ölçüde ağırlaştığında hastanede yatarlar.
AİDS hastası evde bakılabilir mi?
Evet. Hastanın durumu ağırlaşmadığı sürece onu alıştığı çevreden ayırmamak gerekir. Bakımlarını üstlenecek akraba ya da arkadaşları yoksa dış yardımlarla bakımları evde sürdürülmelidir.
AİDS hastalığını iyileştirmek için bir yol yok mudur?
Bugün için hayır. Dünyadaki pek çok laboratuar, firmalar, enstitüler bu konuda araştırmalar yapmaktadırlar. Yine pek çok ilaç kötü durumdaki hastalar üzerinde denenmiştir. Az sayıda ilacın immün sistemi güçlendirici, hastanın genel durumunu kısmi olarak düzeltici etkisi görülmüştür. Ama henüz AİDS hastasının vücut savunma gücünü sürekli olarak düzelten, sağlıklı haline geri döndürebilen bir ilaç veya tedavi yöntemi bulunamamıştır.
İyileştirme için denenen yöntemler nelerdir?
En ümit verici tedavi Azidotimidin "AZT" ile elde edilen başarılardır. Bazı durumlarda Interferon ile de başarılı sonuçlar elde edilmesine karşın ilacın hastalığa etki mekanizması tam olarak aydınlatılamamıştır.
Tedavide karşılaşılan sorunlar nelerdir?
Çok şey vadeden ilaçları yeterince kullanıma sokamamanın nedenleri bunların büyük miktarlarda üretilmelerinin henüz mümkün olmaması, ya da tedavinin böbreklere, karaciğere veya kanın akışkanlığına zarar veren ağır yan etkileri nedeniyle kesilmesinin gerekmesidir. Bu arada oldukça az bir dozla aynı tedavi başarısına ulaşılması mümkün olmuştur, bu tedavide belirgin ölçüde daha az yan etkiyle karşılaşılmıştır. Bugüne kadar çok şey vadeden, olabildiğince daha az ağır yan etkiye sahip AZT ve Dideoxycytidin DDC'nin daha geliştirilmeleri ümit ışığı teşkil edecektir.
AİDS tablosunda tipik olarak karşılaşılan hastalıklardan bazılarının tedavi olanağı var mıdır?
Evet. AlDS'de rastlanan ağır hastalıklarda da tedavi ile olumlu sonuçlar elde edilebilir. Burada doktorun beliren hastalığı ve etkenini kesin olarak belirleyebilmesi önemlidir. Örneğin hasta ağır bir ishal geçirirken etkenin amipler mi, yoksa kryptosporidler mi olduğu ayırdedilerek tedaviye yönelmek önemlidir. Doğru ilacın seçimi böyle mümkün olur, bu da tedavide başarıyı etkiler.
AlDS'de rastlanan tehlikeli akciğer enfeksiyonundan korunulabilir mi?
Evet. Yeni bir ilaç olan "Pentamidin", savunma sistemi güçsüzleşmiş kişilerde bu özel akciğer enfeksiyonunu önlemede önemli bir ilaçtır. İlaç inhalasyon yoluyla kullanılır ve bir şekliyle evde de uygulanabilir. Sistemli doktor kontrolü yine de zorunludur.
Kaposi sarkomu tedavisi için ne yapılabilmektedir?
Kaposi sarkomu, kanserli nodüller, kanser lekeleri laser kullanımı ve çeşitli ilaçlarla iyileştirilebilmektedir. AİDS hastaları bu oluşumları daha çok elde veya yüzde ortaya çıktıklarında farkederler. İri bir bende olduğu gibi estetik nedenle de cerrahi olarak ortadan kaldırılabilirler.
AİDS etkenine karşı aşı ne zaman bulunacak?
Bu soruya kimsenin şimdilik kesin bir yanıt vermesi mümkün değil. AİDS'e karşı vücudu bağışıklayacak madde pek çok bilimadamınca önemli miktarda paralar harcanarak araştırılmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü WHO böyle bir madde bulunduğunda derhal uygulamaya konabilmesi için önündeki bürokrasi ve organizasyon engellerini bertaraf etme çabasındadır. Kim, nerede ve ne zaman bu buluşu gerçekleştirecek? Şimdi yapabileceğimiz yalnızca beklemek ve kendimizi bulaşma tehlikesinden korumaya çalışmak.
Pek çok aşı var. Çağın vebasına karşı aşı üretmek neden bu kadar zor?
Zorluk hastalık etkeninin çok sinsi özellikler taşımasından kaynaklanmaktadır. AİDS virüsü (HIV) dış kabuğunu sık sık değiştirmekte, bu kabuğu oluşturan protein yapıtaşlarına tıpkı sürekli renk değiştiren bir bukalemun gibi yeni düzenlemeler kazandırmaktadır. Bu özellikleri ile AİDS virüsüne benzemektedir. Elbetteki AİDS virüsü grip virüsüyle kıyaslanamayacak ölçüde tehlikelidir.
AİDS etkenini yakalayacak antikorun onun değişmez bölgelerini tanıması, böylelikle ona yönelebilmesi gerekmektedir. AİDS virüsünün ortak özelliği olan protein yapıtaşı bulunmadan böyle bir aşı üretmek mümkün olamamaktadır. Bu araştırmalar çok uzun sürebilir. Bu nedenle bu çalışmalara paralel olarak başka düşünceler geliştirilmektedir: Virüsün hücrelere girişini önlemek için hücre zarlarındaki delikleri tıkamak amaçlanmaktadır. Böylelikle etkenin üreme olanağı engellenmek istenmektedir.
AİDS, veba, kolera veya tüberkülozla kıyaslanabilir mi?
Hayır. AİDS'le kıyaslandığında bu bulaşıcı hastalıklardan güvenli korunma yolları bulunmaktadır. Veba ve tüberküloz mikrobu havadan solunum yoluyla da alınabilir. Kimse hasta bir kişinin öksürmesini, hapşırmasını ya da yanlızca konuşmasını engelleyemez. Kolera etkeni dışkı ile dışarı atılır. Kötü hijyen şartlarında bu etken sulara karışabilir. Kimsenin musluktan akan suda kolera etkeni olup olmadığını kontrol etme olanağı yoktur. İçme suyu mikroplu olduğunda kişinin kendisini koleradan koruması olası değildir. AİDS etkeni tüberküloz ve vebada olduğu gibi damlacık enfeksiyonu ile veya kolerada olduğu gibi içme suyu yoluyla vücuda girmemektedir. AİDS virüsü ancak kana karıştığında hastalık etkeni fonksiyonunu kazanır. Bu da korunmasız cinsel ilişki, uyuşturucu bağımlılarının ortak enjektör kullanımı ve test edilmemiş kan ürünlerinin kullanımı ile mümkündür. 1985 sonbaharından itibaren bütün konserve kanlar test edildiğinden bu bulaştırma yolu önlenmiştir. Seksüel yoldan ya da kullanılmış enjektörler yoluyla mikrobu almaktan kendimizi korumalıyız |
|
|
Aids Kulucka Suresi ve Donemi |
|
Hasta Bakicisi
|
Aids’te Kuluçka Devresi, Aids Hastalığı
Kuluçka devresi sözcüğünden ne anlıyoruz?
Bu sözcük mikrobun vücuda alınışı ile ilk hastalık belirtilerinin ortaya çıkışı arasındaki zaman aralığını tanımlar.
AİDS için ise mikrobu taşıyan kişi ile korunmasız cinsel ilişki veya ortak enjektör kullanımı ile hastalığa ait ilk belirtilerin (gece terlemesi, lenf düğümlerinde büyüme, nörolojik belirtiler) görülmesi arasından geçen süredir kuluçka devresi.
AIDS'te kuluçka devresi ne kadar sürer?
Hastalık mikrobun alınışından altı ay sonra görülebilir. Bu süre bazen sekiz, dokuz ay, hatta on dört yıl sonraya kadar uzayabilir. Örneklersek frengide bu süre ortalama üç haftadır. Bel soğukluğunda bir ila üç gün, yumuşak şankr ve tifüsde üç haftaya kadar, tüberkülozda daha uzun bir süre, kuduzda ise iki haftadan bir yıla kadar uzayan bir süreyi kapsamaktadır kuluçka devresi.
AIDS'te kuluçka devresi için ortalama bir süre sözkonusu mudur?
Şu anki gözlemler mikrobun alınışından genellikle on ila onbeş yıl sonra hastalığın ortaya çıktığını göstermektedir. Kuluçka devresi için ortalama bir süreden söz etmek olası değil. Çünkü hastalığı tanıyalı oldukça az bir süre geçmiş durumda.
AIDS virüsünü alan kişinin hastalığa yakalanması nelere bağlıdır?
Bu daha çok kişinin savunma sisteminin mikrobu aldığı zamanki gücüne bağlıdır. Mikrobun alınışından sonraki durum da önemlidir. Başka enfeksiyon hastalıklarına yakalanmak, sigara, uyuşturucu bağımlılığı, kötü beslenme, alkol, uykusuzluk gibi olumsuz yaşam biçimi içinde olma da hastalığın ortaya çıkışını hazırlayıcı etkenlerdendir.
Virüsün almışı ile hastalığın başlaması arasındaki devrenin tipik belirtileri var mıdır?
Evet. AİDS virüsünü alanlarda hastalığın esas tablosu henüz oluşmadan immün sistemin zarara uğradığını gösteren bazı değişimlere rastlanır. Bu süreci tanımlayan değişik kısaltmalar kullanılmaktadır: ARC, LAS ya da Pre AİDS (AİDS öncesi) gibi.
LAS nedir?
LAS, lenfadenopati sendromunun (lenf düğümlerinin büyüdüğü hastalık tablosu) kısaltılmış şeklidir. Fransız araştırmacılar lenf düğümlerindeki belirgin büyümenin bu ara sürecin en tipik belirtisi olduğu görüşündedirler.
ARC ne anlama gelmektedir?
ARC, 'AlDS-related complex" in kısaltılmış şeklidir. AİDS enfeksiyonu nedeniyle başgös-teren immün yetersizliği tanımlar.
Virüsün alınışı ile gerçek hastalık tablosunun ortaya çıkışı arasındaki süreçte hangi şikayetler baş gösterir?
LAS ve ARC'da örneğin lenf düğümlerinin uzun süre büyümüş kalması, sinsi ateş, gece terlemesi, kilo kaybı ve nedeni belirsiz deri döküntüleri görülür.
AIDS virüsünü almış kişide ara sürecin belirtileri görülüyorsa bu kişide mutlaka esas hastalık tablosunun da ortaya çıkacağı anlamına mı gelmektedir?
ARC ve LAS, uzun hatta yıllarca devam edebilir. Bu tanımlar AİDS etkeni vücuda alındıkta sonra yaşanacak ara sürecin gidiş biçimini ifade eder.
AIDS nasıl farkedilir?
AİDS'in diğer bazı hastalıklarla da karıştırabilecek belirtileri vardır. Bu nedenle hastalığın karakteristik olmayan belirtileri vardır denebilir. Ama yine de şu belirtiler AİDS'i düşündürmelidir:
Kişi kendini sürekli yorgun ve bitki hissediyorsa, İşyerinde çalışma gücünde belirgin bir düşüş hissediyorsa; Kısa sürede belirgin kilo kaybı sözkonusu ise (dört haftada kilosunun yüzde onundan fazlasını kaybetmek gibi) Gece çamaşır değiştirecek ölçüde terliyorsa, En az iki lenf düğümünde dört haftadan uzun süre büyüme hissediyorsa; Uzun süren ishaller oluyorsa; Bu hastalık belirtilerine başka bir neden bulunamadığında AİDS akla gelmelidir.
AIDS tablosu nedir?
Tıp adamları AİDS etkeninin bütün tahrip gücünü ortaya koyduğu hastalık tablosuna bu adı vermekteler. Hastalık tablosu ortaya çıktığında AİDS virüsü HIV; vücut savunma merkezinin kumanda hücreleri olan T-Yardımcı hücrelerini oldukça tahrip etmiş durumdadır. Virüsle savaşacak tek güç olan immün sistem paramparça olmuştur. Hasta diğer hastalık etkenlerine karşı da korunmasız kalmıştır.
AİDS hastalık tablosu ortaya çıktığında bu tabloda başka hangi hastalıklara rastlanır?
Oportünist enfeksiyonlara, özel tümörlere (Kaposi sarkomu) ve nörolojik belirtilere rastlanır.
Oportünist enfeksiyon ne demektir?
Oportünist (fırsatçı) enfeksiyonlar vücut immün sisteminin güçsüzleşmesine bağlı olarak meydana çıkan enfeksiyonlardır. İmmün sistem güçlü olduğunda bu hastalık etkenleri ile kolayca başa çıkabilmektedir. Sağlıklı kişiler için bu enfeksiyon etkenleri zararsızdır.
AIDS tablosunda hangi fırsatçı enfeksiyonlara rastlanır?
Pneumocystis carinii'nin neden olduğu akciğer enfeksiyonları, Ağız, yutak, yemek borusunu tutan, beyaz pamuk tarlası görünümündeki (candida) mantar enfeksiyonları bütün vücuda yayılma gösterebilirler. Tek hücreli kriptosporların neden olduğu günde yirmi kez dışkılamayı gerektirecek kadar ağır ishaller, ki bu ishaller haftalarca sürebilmektedir. Herpes zoster (Zona), Sık tekrarlayan herpes simplex (uçuk) enfeksiyonları, Toxoplazmozis, Tüberküloz, Deride birden beliren siğiller ya da cinsel organlarda ortaya çıkan virüslerin meydana getirdiği papillomlar |
|
|
Aids Hastaligi Belirtileri |
|
Hasta Bakici
|
Aids Hastalığı Belirtileri Hakkında Sorular, Aids Belirti
Akut AIDS virüsü enfeksiyonu belirtilerinin tamamen başka bir nedeni olabilir mi?
Evet. AİDS gibi ölümcül olmayan başka enfeksiyon hastalıkları da bazen aynı belirtileri gösterebilirler. Enfeksiyon odakları (iltihaplı dişler, sağlıksız bademcikler) benzeri belirtilerin ortaya çıkmasına neden olabilirler. Yine karıştırmaya neden olan bir hastalık tablosu da yaygın söyleniş şekliyle öpüşme hastalığı da denen enfeksiyöz mononükleozdur. AİDS'e karşı varolan büyük korku her belirtiyi hastalık lehine değerlendirmeye neden olmaktadır. Yalnızca lenf düğümlerinde gözlenecek büyüme paniğe neden olmamalıdır.
Virüs taşıyan kişi dış, görünümünden ayırdedilebilir mi?
Ayırdedilemez. Hastalık tablosu kendini ortaya koyduğunda ancak dış görünüme yansır. Örneğin Kaposi sarkomu denilen mavi-mor düğümcükler deride oluştuğunda, ya da kişi kısa sürede büyük kilo kaybına uğradığında bunu gözle farketmek son derece kolaydır.
Eczanelerde pek çok direnç arttırıcı, güçlendirici ilaçlar bulunmakta. Bunlar virüsün bulaşma şansını azaltabilirler mi?
Hayır. Bugüne kadar vücut direncini mikrobun bulaşmasına engel olabilecek ölçüde güçlendiren ek bir ilaç bulanamamıştır. Bu durum diğer enfeksiyonlar için de geçerlidir. Sadece aşı enfeksiyonu önlemeyi garanti eder. Bu da AİDS için şimdiye kadar gerçekleştirilememiştir.
Testin pozitif çıkması AIDS virüsünü almış olmakla eş anlamlı mıdır?
Evet. Pozitif test sonucunun anlamı şudur: Kanda AİDS virüsüne karşı antikor oluşmuştur. Bu da kişinin enfekte olduğunun kanıtıdır.
AIDS mikrobunu almış kişi ile AİDS hastası arasında ne fark vardır?
Hastalık etkenini vücuduna alan her kişi hastalığa yakalanacak anlamına gelmez. Enfekte olmak mikrobun vücuda girip çoğalması anlamını taşır. Vücut savunma sistemi AİDS virüsünü öldürecek güce sahip olmadığından virüsün yaşam boyu insanın kanı ve vücut salgılarında bulunacağı düşünülmektedir. Kişide mutlaka AİDS hastalık tablosu ortaya çıkmayabilir.
AİDS hastası ise; virüsün tahrip edebilme gücünü ortaya koyabildiği organizmaya sahip bir kişidir. Vücut savunma sistemi öyle büyük zarar görmüştür ki, hasta bütün hastalık etkenlerine karşı korunma yetisini yitirmiştir. Pek çok hastalık birlikte baş gösterir. Örneğin akciğer iltihapları, mantar enfeksiyonları, kanser, ruhsal çöküntü ve nörolojik hastalıklar.
AIDS virüsünü alan her kişi hastalığa yakalanır mı?
Bilimadamları mikrobu almış kişilerin ne kadarının AİDS hastası olabileceği konusunda görüş birliği içinde değildirler. Enfekte oluş ile hastalık tablosunun ortaya çıkışı arasında geçen süre on yıl ya da daha uzun sürebilir.
Bu rakamsal karmaşa nereden kaynaklanmaktadır?
Bugüne kadar daha çok tahminler ağırlıkta olduğundan. Dünyada virüs taşıyan insan sayısı tam olarak bilinemediğinden kesin olmayan rakamlara dayanılmaktadır. Yalnızca virüs taşıyan kişilerden oluşmuş gruplar gözlemlenmekte ve onlar arasında hastalananlar belirlenmektedir. Bunlar da uzun zaman alan çalışmalardır. |
|
|
Aids Testi ve Test Yaptirma |
|
Hasta Bakici
|
Aids Testleri ve Aids Belirti için Test
AIDS testi ile araştırılan nedir?
Test, muayene edilen kişinin kanında AİDS etkenine karşı savunma cisimcikleri olan antikorların meydana gelip gelmediğini araştırır.
AIDS test gerçekten AİDS hastalığını belirleyen bir test mi?
Hayır, AİDS testi yoktur. Günlük kullanımda böyle ifade edilmektedir. Gerçekte bu testi antikor testi olarak nitelendirmek gerekir. Çünkü test herhangi bir kişinin AİDS hastası olup olmadığını belirlemiyor. Buna ancak doktor immün sisteminin tahribatını gösteren bir takım hastalık belirtilerine bakarak karar verecektir. Test kişinin, vücudunda AİDS virüsünün bulunduğunu da derhal belirleyememekte Ancak kişinin kanında virüse karşı antikor oluştuğunda test yanıt verir konumda olabiliyor. Bu nedenle testin adı aslında "Antikor Testi"dir.
En erken ne zaman antikor testi yaptırmak doğru olur?
Enfeksiyon tehlikesini düşündüren riskli temastan en erken dört ila altı hafta sonra Vücut mikroba karşı savunma cisimcikleri olan antikorları oluşturmak için en azından bu kadar süreye gereksinim duymaktadır. Test oluşan bu antikorlara göre yanıt verecektir.
Tehlikeli sayılacak bir ilişkiden altı hafta sonra yaptırdığım antikor testinin sonucu negatif, Rahat bir nefes alabilirmiyim?
Genel olarak evet. Çok az insanda antikor oluşumu bu kişilerin genetik özellikleri nedeniyle daha uzun sürer. Bugüne kadar bazı kişilerde ender olsa da ölçülebilir miktarda antikor oluşumunun oniki aya kadar uzadığı vakalara rastlanmıştır. Bu küçük olasılığı bertaraf edebilmek için antikor testini altı ay ve bir bir yıl sonra yineletmek yerinde bir davranış olacaktır.
Geçirilen bir hastalık ya da tıbbi müdahale testin yanlışlıkla negatif sonuçlanmasına neden olabilir mi?
Evet. Yanlışlıkla negatif sonuçlanan testlerin tıbbi nedenleri olabilir. Kanser gibi ağır kronik hastalıklar, ya da immün sisteme etki eden tedavi yöntemleri (sitostatikler, ışınlamalar, kortizon ve organ transplantasyonlarında reddi önleyen ilaçlar) testte yanıltıcı sonuç alınmasına neden olabilirler. Bu durumlarda tedavi amacıyla vücudun savunma sistemi baskı altına alınmıştır. Vücut mikrobu almasına karşın antikor meydana getirememektedir. Böyle bir kişiye uygulanan test negatif sonuç verebilir. Hamilelikte de antikor oluşumu gecikebilir.
Antikor testi negatif sonuçlandığında bu ikinci etken HIV II nin de negatif olduğunu gösterir mi?
Evet. Her iki etkenin varlığını belirleyebilecek modern bir test kullanılmış ise
İkinci etkeni saptayan bir test var mıdır?
Evet
Bu test ne zaman gereklidir?
Batı Afrikalılarla cinsel ilişkide bulunan, ya da onlarla ortak enjektör kullanmış olanlarda bu testin de yapılması gereklidir.
Kanımda AIDS virüsü bulunmadığı halde testin pozitif çıkma olasılığı var mıdır?
Evet. Böyle yanlış pozitif test sonuçlarına AİDS ile hiç ilgisi olmayan antikorlar neden olabilirler. Bulaşıcı sarılık geçirmiş kişiler, tüberkülozlular, kronik iltihabı olanlar, romatizmal hastalığı olanlar ve allerjisi olanlarda böyle bir durum söz konusu olabilir. Daha önceden yapılmış kan nakilleri de yanlış alarm oluşturabilirler. Antiromatizmal ya da homöopatik ilaçlar da aynı sonuca neden olabilirler.
Riskli temastan hemen sonra kişinin virüs almış olup olmadığını gösteren bir test var mıdır?
Şimdiye kadar böyle bir test kullanıma sunulmamıştır.
Böyle bir test niçin önemlidir?
Böyle bir test doğrudan AİDS virüsünün vücutta var olup olmadığını saptayacaktır, oluşumu haftalar süren antikorları değil. Bugünkü durumda test antikor oluşumu tamamlanıncaya kadar negatif sonuç verirken kanında virüs bulunduran kişi mikrobu başkalarına bulaştırabilmektedir.
Bugüne kadar yalnızca virüsü belirleme olanağı bulunamamış mıdır?
Bulunmuştur, ama çok zor, zaman isteyen ve pahalı yöntemlerdir bunlar. Laboratuarda özel bir besi yerinde virüsü üretebilmek gerekir. Kan örneği ya da lenf düğümünden alınan örnekten virüsü üretebilmek, antikor testi negatif sonuç verse bile kişinin enfekte olduğunu gösterir.
Bazal test nedir?
Bazal test, antikor testinin diğer adıdır. Bu test reaktif ya da kuşkulu sonuç verdiğinde yürütülecek diğer tetkiklere temel oluşturduğundan bu ad verilmiştir.
Tarama testi nedir?
Bu test de antikor testinin bir tür adlandırmasıdır. Adı testin amacını açıklamaktadır. Kanında antikor bulunan enfekte kişileri arayarak belirleme amacını taşımaktadır. Bu test de tek başına yeterli değildir. Enfekte olmamış bir kişinin testinin reaktif sonuç vermesi, yani yanılma bu testte de sözkonusu olabilir.
Onay testi nedir?
Antikor testini doğrulayan diğer bir testtir. Böylelikle test sonucundaki yanlışlıklar giderilmiş olur.
Ne zaman onay testi gereklidir?
Antikor testi reaktif sonuçlandığında O zaman gerçek bir AİDS enfeksiyonu mu söz konusudur (Onay), yoksa kanda bulunan bazı proteinler mi pozitif sonuca neden olırjuştur, bu araştırılmalıdır. Bulaşmaya neden olabilecek tehlikeli olay üzerinden altı haftadan daha uzun bir süre geçmişse ve test kesin negatif sonuç veriyorsa onay testine gerek yoktur. Elbette bu esnada immün sistemin tıbbi müdahalelerle güçsüzleştirilmesi gibi bir durum söz konusu olmamalıdır. Bu sorular test öncesi kesinlikle aydınlatılmış olmalıdır.
Viestern-Blot nedir?
Reaktif test sonuçlarının onay testinde doğrulanmasında kullanılan bir yöntemdir.
Immunofluoresan testi nedir?
Bu da reaktif test sonuçlarının onay testiyle sınandığı bir yöntemdir.
Test sonuçlarının kuşkulu kabul edilebileceği durumlar var mıdır?
Evet. Bu durumlarda kesin bir sonuca ulaşılın-caya kadar test yinelenir.
AIDS enfeksiyonu normal kan ve idrar tahlillerinde kendisini gösterir mi?
Hayır. AİDS virüsü ancak antikor testi ile saptanır. Rutin işlemlerin uygulandığı laboratuarlarda bunun için gerekli araç, gereç ve materyal bulunmaz. Ama bir AİDS enfeksiyonu söz konusu ise hasta kişinin kanı, sağlıklı bir kişiye ait kan değerlerine kıyasla değişiklikler gösterir.
Test yapılmadan mikrobun bana bulaştığını anlayamaz mıyım?
Bu olası değildir. Virüsün vücuda girişinden sekiz ila on gün sonra bazı belirtiler ortaya çıkar. Lenf düğümleri belirginleşir, vücut yüzeyinde bazı döküntüler görülebilir ve bunlara bazen biraz ateş de eklenebilir. Ama bu ilk belirtiler gözden kaçacak ölçüde silik olduğundan kişiyi genellikle kuşkulandırmaz. |
|
|
Aids ile Tukruk Ter İdrar İliksisi |
|
Hasta Bakici
|
Aids ile Tükrük, Ter, İdrar, Gözyaşı İlişkisi, Aids Korunma
Tükürükte ne kadar virüs bulunmaktadır?
Sperm, kan ve anne sütüne kıyasla tükrükte oldukça az miktarda virüs bulunur. Amerika Birleşik Devletleri'nde yapılan araştırmalarda tükürükte bulunan bazı maddelerin yarım saatte AİDS etkenini öldürücü nitelikte oldukları belirlenmiştir.
Gözyaşı, idrar ve terde durum nasıl?
Gözyaşında virüs konsantrasyonu öyle düşüktür ki, saptama yapabilmek için ortalama 2 İt. gözyaşına gereksinim vardır. İdrar ve dışkıda da ancak büyük miktarlar işleme tabi tutulduğunda etkenin varlığı belirlenebilmektedir. Terde de hastalık etkenine çok az miktarda rastlanılmaktadır. Bu miktarlara günlük ortalama değerlerle ulaşılması olanak dışı olduğundan enfeksiyon kaynağı olarak rol oynadıkları kabul edilmemektedir.
Tükrük, idrar ya da dışkı enfeksiyon açısından ne zaman tehlikelidir?
Dışkı, idrar ya da tükrüğün bir başkasının kan dolaşımına karışması tehlikelidir.
Vücuda ne kadar virüs girdiği önem taşır mı?
Evet. Enfeksiyon hastalıklarının çoğunda biliyoruz ki, ancak belirli miktarda hastalık etkeni vücuda alınırsa hastalık meydana geliyor. Bu miktar enfeksiyon dozu olarak adlandırılmaktadır. Değişik hastalıklarda farklılık gösterir bu doz. Birçok araştırma gösteriyor ki AİDS'te de enfekte olma tehlikesi alınan virüs miktarı ile ilişkili. Çok az sayıda hastalık etkeni vücuda girdiğinde immün sistemin pek öyle kolay pes etmeyeceği düşünülmektedir.
Risk gruplarından söz ediliyor sürekli olarak. Kimler HIV ile enfekte olma tehdidi altındadır?
Öncelikle sık eş değiştiren homoseksüel erkekler ve kendi tek kullanımlık enjektörünü kullanmayan uyuşturucu bağımlıları AİDS'e en çabuk yakalanabilecek konumdadırlar. Test edilmemiş kan ürünlerini kullananlar ve AİDS virüsünün yaygın olduğu ülkelerde yaşayan halk (Afrika'nın belli kesimleri ve Karayib'dekiler gibi) tehdit altındadır. Bu gruptakilerle yakın seksüel ilişki içinde olanlar da aynı risk grubuna dahildirler. Bu gün risk grupları ile de tehlikeyi sınırlandırmak mümkün değildir. Çünkü enfeksiyon bu risk gruplarından kaynaklanarak cinsel ilişkide bulunan çiftlerden eş değiştirme yoluyla diğer çiftlere çığ gibi büyüyerek yayılma göstermektedir.
Risk gruplarına ait değilim, ne ölçüde güvenlikte sayılırım?
Mikrop bulaşma tehlikesi risk grubuna ait olmakla sınırlı değildir. Günlük yaşamda riskli bir durumda olmak veya tehlikesi olan bir ilişki yaşamak da olumsuzluğa işarettir. Örneğin prezervatifsiz cinsel ilişki Enfeksiyonu taşıyan bir kişi ile birlikte olmuş olabilirsiniz. Bu nedenle şöyle bir söylem geliştirilmiştir: AİDS'i kimse vermez, insan kendisi alır.
Herkes AIDS'e yakalanabilir mi?
Evet. Partnerinizin yüzde yüz hasta olmadığından emin değilseniz onunla korunmasız cinsel ilişki size hastalığı sunacaktır. |
|
|
Aids ile Tukruk Ter İdrar İliksisi |
|
Hasta Bakici
|
Aids ile Tükrük, Ter, İdrar, Gözyaşı İlişkisi, Aids Korunma
Tükürükte ne kadar virüs bulunmaktadır?
Sperm, kan ve anne sütüne kıyasla tükrükte oldukça az miktarda virüs bulunur. Amerika Birleşik Devletleri'nde yapılan araştırmalarda tükürükte bulunan bazı maddelerin yarım saatte AİDS etkenini öldürücü nitelikte oldukları belirlenmiştir.
Gözyaşı, idrar ve terde durum nasıl?
Gözyaşında virüs konsantrasyonu öyle düşüktür ki, saptama yapabilmek için ortalama 2 İt. gözyaşına gereksinim vardır. İdrar ve dışkıda da ancak büyük miktarlar işleme tabi tutulduğunda etkenin varlığı belirlenebilmektedir. Terde de hastalık etkenine çok az miktarda rastlanılmaktadır. Bu miktarlara günlük ortalama değerlerle ulaşılması olanak dışı olduğundan enfeksiyon kaynağı olarak rol oynadıkları kabul edilmemektedir.
Tükrük, idrar ya da dışkı enfeksiyon açısından ne zaman tehlikelidir?
Dışkı, idrar ya da tükrüğün bir başkasının kan dolaşımına karışması tehlikelidir.
Vücuda ne kadar virüs girdiği önem taşır mı?
Evet. Enfeksiyon hastalıklarının çoğunda biliyoruz ki, ancak belirli miktarda hastalık etkeni vücuda alınırsa hastalık meydana geliyor. Bu miktar enfeksiyon dozu olarak adlandırılmaktadır. Değişik hastalıklarda farklılık gösterir bu doz. Birçok araştırma gösteriyor ki AİDS'te de enfekte olma tehlikesi alınan virüs miktarı ile ilişkili. Çok az sayıda hastalık etkeni vücuda girdiğinde immün sistemin pek öyle kolay pes etmeyeceği düşünülmektedir.
Risk gruplarından söz ediliyor sürekli olarak. Kimler HIV ile enfekte olma tehdidi altındadır?
Öncelikle sık eş değiştiren homoseksüel erkekler ve kendi tek kullanımlık enjektörünü kullanmayan uyuşturucu bağımlıları AİDS'e en çabuk yakalanabilecek konumdadırlar. Test edilmemiş kan ürünlerini kullananlar ve AİDS virüsünün yaygın olduğu ülkelerde yaşayan halk (Afrika'nın belli kesimleri ve Karayib'dekiler gibi) tehdit altındadır. Bu gruptakilerle yakın seksüel ilişki içinde olanlar da aynı risk grubuna dahildirler. Bu gün risk grupları ile de tehlikeyi sınırlandırmak mümkün değildir. Çünkü enfeksiyon bu risk gruplarından kaynaklanarak cinsel ilişkide bulunan çiftlerden eş değiştirme yoluyla diğer çiftlere çığ gibi büyüyerek yayılma göstermektedir.
Risk gruplarına ait değilim, ne ölçüde güvenlikte sayılırım?
Mikrop bulaşma tehlikesi risk grubuna ait olmakla sınırlı değildir. Günlük yaşamda riskli bir durumda olmak veya tehlikesi olan bir ilişki yaşamak da olumsuzluğa işarettir. Örneğin prezervatifsiz cinsel ilişki Enfeksiyonu taşıyan bir kişi ile birlikte olmuş olabilirsiniz. Bu nedenle şöyle bir söylem geliştirilmiştir: AİDS'i kimse vermez, insan kendisi alır.
Herkes AIDS'e yakalanabilir mi?
Evet. Partnerinizin yüzde yüz hasta olmadığından emin değilseniz onunla korunmasız cinsel ilişki size hastalığı sunacaktır. |
|
|
Hasta Bakici
|
Aids Hastalığının Etkeni, Aids Ne Zaman Ortaya Çıkar
AIDS hastalığının etkeni tanınıyor mu?
Evet. AİDS hastalarından özel bir virüs türü olan retrovirüsler izole edilmiştir. Bütün virüsler gibi retrovirüsler de kendi özümleme yetenekleri olmadığından yalnız canlı organizmalarda çoğalabilmektedirler. 1980 yılına kadar bilim adamları retrovirüslere insanda değil, yalnız hayvanlarda rastlandığını düşünmekteydiler.
AIDS etkeni vücutta neler yapıyor?
Virüs; öncelikle vücut savunma sisteminin kumanda merkezini oluşturan, vücuda giren yabancı cismi yok etmeye yönelik T-hücrelerine ve makrofajlara musallat olur. Makrofajlar hastalık etkenini ya da onun bir kısmını içlerine alarak sindirebilmektedir. AİDS etkenini bu denli tehlikeli kılan immün sistemi kör topal bırakıp görevini yerine getiremez hale koymasıdır. Virüsün sinsi bir özelliği de insan beyninin hastalık etkenlerinden koruyan engeli kolaylıkla aşmasıdır. Böylelikle beyin hücreleri zarara uğrar. Bu hücrelere yerleşen virüs, onların genetik özelliklerini de bozarak ürer ve normal fonksiyonlarını yerine getirmelerine engel olur.
AIDS etkeninin adı nedir?
HIV. Daha önce LAV ve HTLV III gibi isimler kullanılmışsa da Dünya Sağlık Örgütü WHO tarafından Cenevre'de bu isimde karar kılınmıştır. HIV İngilizcede bir kısaltmadır. Açık yazılışı olan Human-lmmuno Deficiency-Virus, insan immün sistemini tahrip edici virüs olarak da türkçeleştirilebilir.
LAV ve HTLV III kısaltmaları nereden kaynaklanmaktadır?
Birbirinden bağımsız ve aşağı yukarı aynı tarihlerde AİDS etkenini keşfeden iki bilim adamının kendilerine özgü tanımlamalarından. Pasteur Enstütüsü'nden Luc Montagnier lenfa-denopatisi olan, ki bu AİDS 'in tipik belirtilerin-dendir, bir erkek hastasında bulduğu bu yeni hastalık etkenine "Lymphadenopathie Assozii-ertes Virüs" LAV, türkçesiyle lenfadenopati yaratan virüs, adını vermiştir. ABD'deki Ulusal Kanser Enstitüsü'nden Robert Gallo ise lösemi araştırmalarında hastalık etkeni ile karşılaşmış, daha sonra bunun AİDS etkeni olduğunu farketmiştir. Etkenin vücut lenfatik sisteminin belli hücrelerini, T hücrelerini yok ettiğini saptadığından, HTLV III, yani "Humanes T-Cell Lymphotropes Virüs" adını vermiştir.
Etkenin nasıl ve nerede ortaya çıktığı biliniyor mu?
Bu konuda varsayımlar sözkonusu. Bu güne kadar hastalığın ilk kez nerede ortaya çıktığı tam olarak belirlenebilmiş değil. Hastalığa ilk kez Afrika'da rastlandığı görüşü de kesinlik kazanmamıştır. Yeşil maymunlar denilen bir Afrika maymun türünden insanlara geçmiş olduğu da yine yalnızca bir varsayımdır.
Virüs gen teknolojisi üzerinde çalışan bir laboratuvarda üretilmiş olamaz mı?
Hayır. Virologların bu kadar karmaşık bir virüsü genler üzerinde oynayarak üretmelerini düşünmek çok uç bir hayal olur. Bu varsayımdan hareket edilecek olsa, virüsün 1975 yılından önce elde edildiğini gözönünde bulundurmamız gerekmektedir. Çünkü 1975 yılına ait dondurulmuş kan örnekleri üzerinde AİDS etkenini araştıran ve hastalığın varlığını kanıtlayan serolojik testler bulunmakta. Bilim adamları bugün virüsleri yeni baştan meydana getirecek aşamada olmadıklarına göre, 1975 yılı öncesinde bunun hiç mi hiç mümkün olamayacağı açıktır. Etkenin ortaya çıkışı tam olarak aydınlatılmadan bu tip kuşkular gündeme gelecektir. Araştırmacılar da sonuca ne zaman ulaşabilecekleri konusunda kuşkudadırlar. Bugün sifiliz etkeninin nerede ortaya çıktığı tam olarak bilemediğimiz gibi.
AIDS'i meydana getiren daha değişik virüsler var mı?
Evet. Şimdiye kadar iki etken belirlenmiştir. İkinci etken, kısa bir süre önce İsveçli ve Fransız iki bilim adamının Batı Afrika'da gerçekleştirdikleri kan tahlillerinde ortaya çıkmıştır. İkinci virüs de HlV'a benzemektedir. HIV 1'den ayırdedilebilmesi için HIV 2 olarak adlandırılmıştır.
HIV 2 virüsü nerelerde karşımıza çıkmaktadır?
Bu virüsün Batı Afrika ülkelerinde bulunduğu ve Batı Afrikalılarla riskli ilişkide bulunanlarda rastlandığı bilinmektedir. HIV II virüsünün dünya üzerindeki yaygınlığı, sürdürülmekte olan araştırmalar sonucu belirlenecektir.
HIV II virüsü ile enfekte olmuş Alman vatandaşı var mıdır?
Evet. Batı Afrikalı partnere sahip bir kadın bu mikrobu almıştır. Frankfurt'ta da enfekte olmuş iki kişi belirlenmiştir. Bu iki kişinin hangi yolla enfekte oldukları aydınlatılamamıştır. Yine de bu virüs türünün Alman toplumunda yaygınlık kazanmadığı görülmektedir. Münih'de 120 kişiye uygulanan ve HIV II virüsünü araştıran testlerde pozitif sonuca rastlanmamıştır.
AIDS etkeni nasıl bulaşır?
Başlıca üç bulaşma yolu vardır: Kan yoluyla bulaşma: Burada enfekte, yani virüsü taşıyan kanın dolaşım sistemine karışması gerekmektedir. Örneğin uyuşturucu bağımlılarının ortak kullandıkları enjektörler, ya da 1985 yılı sonbaharı öncesinde test edilmemiş kanların kullanımı gibi yollarla kişi kolayca mikrobu alabilmektedir. Cinsel ilişki: Virüsü taşıyan vücut sıvıları genellikle küçük ve farkedilmeyen yaralardan dolaşıma karışabilirler. Yeni yapılan araştırmalarda kadınlarda ikinci bir bulaşma yolu daha belirlenmiştir. Virüs kadınlara dölyolu mukozası yarasız da olsa bulaşabilmektedir. Anneden çocuğa: Hamilelik sırasında, doğum esnasında, ya da daha sonra emzirme yoluyla.
Hangi vücut sıvıları tehlikelidir?
Kan ve sperm sıvılarında virüs en yüksek konsantrasyonda karşımıza çıkıyor. Anne sütünde de yüksek konsantrasyonda virüs belirlenmiştir. Bu vücut sıvıları mikrop bulaştırıcılıkları açısından en tehlikelileridir |
|
|
Hasta Bakici
|
Aids Hastalığının Etkeni, Aids Ne Zaman Ortaya Çıkar
AIDS hastalığının etkeni tanınıyor mu?
Evet. AİDS hastalarından özel bir virüs türü olan retrovirüsler izole edilmiştir. Bütün virüsler gibi retrovirüsler de kendi özümleme yetenekleri olmadığından yalnız canlı organizmalarda çoğalabilmektedirler. 1980 yılına kadar bilim adamları retrovirüslere insanda değil, yalnız hayvanlarda rastlandığını düşünmekteydiler.
AIDS etkeni vücutta neler yapıyor?
Virüs; öncelikle vücut savunma sisteminin kumanda merkezini oluşturan, vücuda giren yabancı cismi yok etmeye yönelik T-hücrelerine ve makrofajlara musallat olur. Makrofajlar hastalık etkenini ya da onun bir kısmını içlerine alarak sindirebilmektedir. AİDS etkenini bu denli tehlikeli kılan immün sistemi kör topal bırakıp görevini yerine getiremez hale koymasıdır. Virüsün sinsi bir özelliği de insan beyninin hastalık etkenlerinden koruyan engeli kolaylıkla aşmasıdır. Böylelikle beyin hücreleri zarara uğrar. Bu hücrelere yerleşen virüs, onların genetik özelliklerini de bozarak ürer ve normal fonksiyonlarını yerine getirmelerine engel olur.
AIDS etkeninin adı nedir?
HIV. Daha önce LAV ve HTLV III gibi isimler kullanılmışsa da Dünya Sağlık Örgütü WHO tarafından Cenevre'de bu isimde karar kılınmıştır. HIV İngilizcede bir kısaltmadır. Açık yazılışı olan Human-lmmuno Deficiency-Virus, insan immün sistemini tahrip edici virüs olarak da türkçeleştirilebilir.
LAV ve HTLV III kısaltmaları nereden kaynaklanmaktadır?
Birbirinden bağımsız ve aşağı yukarı aynı tarihlerde AİDS etkenini keşfeden iki bilim adamının kendilerine özgü tanımlamalarından. Pasteur Enstütüsü'nden Luc Montagnier lenfa-denopatisi olan, ki bu AİDS 'in tipik belirtilerin-dendir, bir erkek hastasında bulduğu bu yeni hastalık etkenine "Lymphadenopathie Assozii-ertes Virüs" LAV, türkçesiyle lenfadenopati yaratan virüs, adını vermiştir. ABD'deki Ulusal Kanser Enstitüsü'nden Robert Gallo ise lösemi araştırmalarında hastalık etkeni ile karşılaşmış, daha sonra bunun AİDS etkeni olduğunu farketmiştir. Etkenin vücut lenfatik sisteminin belli hücrelerini, T hücrelerini yok ettiğini saptadığından, HTLV III, yani "Humanes T-Cell Lymphotropes Virüs" adını vermiştir.
Etkenin nasıl ve nerede ortaya çıktığı biliniyor mu?
Bu konuda varsayımlar sözkonusu. Bu güne kadar hastalığın ilk kez nerede ortaya çıktığı tam olarak belirlenebilmiş değil. Hastalığa ilk kez Afrika'da rastlandığı görüşü de kesinlik kazanmamıştır. Yeşil maymunlar denilen bir Afrika maymun türünden insanlara geçmiş olduğu da yine yalnızca bir varsayımdır.
Virüs gen teknolojisi üzerinde çalışan bir laboratuvarda üretilmiş olamaz mı?
Hayır. Virologların bu kadar karmaşık bir virüsü genler üzerinde oynayarak üretmelerini düşünmek çok uç bir hayal olur. Bu varsayımdan hareket edilecek olsa, virüsün 1975 yılından önce elde edildiğini gözönünde bulundurmamız gerekmektedir. Çünkü 1975 yılına ait dondurulmuş kan örnekleri üzerinde AİDS etkenini araştıran ve hastalığın varlığını kanıtlayan serolojik testler bulunmakta. Bilim adamları bugün virüsleri yeni baştan meydana getirecek aşamada olmadıklarına göre, 1975 yılı öncesinde bunun hiç mi hiç mümkün olamayacağı açıktır. Etkenin ortaya çıkışı tam olarak aydınlatılmadan bu tip kuşkular gündeme gelecektir. Araştırmacılar da sonuca ne zaman ulaşabilecekleri konusunda kuşkudadırlar. Bugün sifiliz etkeninin nerede ortaya çıktığı tam olarak bilemediğimiz gibi.
AIDS'i meydana getiren daha değişik virüsler var mı?
Evet. Şimdiye kadar iki etken belirlenmiştir. İkinci etken, kısa bir süre önce İsveçli ve Fransız iki bilim adamının Batı Afrika'da gerçekleştirdikleri kan tahlillerinde ortaya çıkmıştır. İkinci virüs de HlV'a benzemektedir. HIV 1'den ayırdedilebilmesi için HIV 2 olarak adlandırılmıştır.
HIV 2 virüsü nerelerde karşımıza çıkmaktadır?
Bu virüsün Batı Afrika ülkelerinde bulunduğu ve Batı Afrikalılarla riskli ilişkide bulunanlarda rastlandığı bilinmektedir. HIV II virüsünün dünya üzerindeki yaygınlığı, sürdürülmekte olan araştırmalar sonucu belirlenecektir.
HIV II virüsü ile enfekte olmuş Alman vatandaşı var mıdır?
Evet. Batı Afrikalı partnere sahip bir kadın bu mikrobu almıştır. Frankfurt'ta da enfekte olmuş iki kişi belirlenmiştir. Bu iki kişinin hangi yolla enfekte oldukları aydınlatılamamıştır. Yine de bu virüs türünün Alman toplumunda yaygınlık kazanmadığı görülmektedir. Münih'de 120 kişiye uygulanan ve HIV II virüsünü araştıran testlerde pozitif sonuca rastlanmamıştır.
AIDS etkeni nasıl bulaşır?
Başlıca üç bulaşma yolu vardır: Kan yoluyla bulaşma: Burada enfekte, yani virüsü taşıyan kanın dolaşım sistemine karışması gerekmektedir. Örneğin uyuşturucu bağımlılarının ortak kullandıkları enjektörler, ya da 1985 yılı sonbaharı öncesinde test edilmemiş kanların kullanımı gibi yollarla kişi kolayca mikrobu alabilmektedir. Cinsel ilişki: Virüsü taşıyan vücut sıvıları genellikle küçük ve farkedilmeyen yaralardan dolaşıma karışabilirler. Yeni yapılan araştırmalarda kadınlarda ikinci bir bulaşma yolu daha belirlenmiştir. Virüs kadınlara dölyolu mukozası yarasız da olsa bulaşabilmektedir. Anneden çocuğa: Hamilelik sırasında, doğum esnasında, ya da daha sonra emzirme yoluyla.
Hangi vücut sıvıları tehlikelidir?
Kan ve sperm sıvılarında virüs en yüksek konsantrasyonda karşımıza çıkıyor. Anne sütünde de yüksek konsantrasyonda virüs belirlenmiştir. Bu vücut sıvıları mikrop bulaştırıcılıkları açısından en tehlikelileridir. |
|
|
Aids Hakkında Sık Sorulan Sorular |
|
Hasta Bakicisi
|
AIDS Nedir, Aids Hastalığı Hakkında Bilgiler
Yeni bir immün yetersizlik tablosu olan AİDS herkesi öğrenmeye zorluyor: HIV, LAV, HTLV III, antikor, pozitiflik testi, bulaştırma, pozitif, ARC, LAS... Bilim böyle pek çok tanım üretiyor, basın ise kamuya iletiyor. Bu kavramların çoğu insanlara yabancı Bilmek AlDS'den korunmanın en etkin yöntemi, bizi gereksiz korku, gereksiz tedbirlerden koruyacak bir yöntem.
AIDS İngilizce bir kısaltmadır. Açık şekliyle anlamı "kazanılmış (yani doğumsal olmayan) bağışıklık yetmezliği"dir. Bu tıp terimini oluşturan harflerin tek tek anlamı ise: Acquired (kazanılmış) İmmune Defiency (bağışıklık yetmezliği) Syndrome (sendrom aynı anda baş gösteren hastalık belirtileri grubu). AİDS kısaltması bütün sözlüklere alındığından, yayınların tümünde tek bir sözcükmüş gibi büyük harfli bu kısaltma kullanılmaktadır.
AIDS ne türde bir hastalıktır?
AİDS bulaşıcı bir enfeksiyon hastalığıdır. Virüsler aracılığıyla bulaşmakta, bu virüsler belirli hücreleri tutmakta ve onları zarara uğratmaktadırlar. Bu etki vücut savunma gücü tahrip olana dek sürmektedir. İmmün sistem vücudun kendisini hastalık etkenlerine karşı savunduğu sisteme verilen addır.
İmmün sistem nasıl çalışır?
Akyuvarlardan bir grup, sürekli olarak vücudu temasda bulunduğu yabancı maddelere, mantar, tek hücreli ve virüs gibi mikroorganizmalara karşı kontrolde tutar. Bu akyuvarlar T-, ve B-Lenfositler adını taşımaktadırlar. Kemik iliğinde üretilen bu hücreleri, savunma hücreleri ya da immün hücreler olarak adlandırabiliriz.
Bunlar hastalık etkeni ile karşılaştıklarında çok özel yöntemlerle hastalık etkenini yok edecek savunma cisimleri ve katil hücreler oluştururlar. Bir anahtarın kilide uyması gibi son derece özgün biçimde çalışan bu hücreler hedef aldıkları yabancı maddelere saldırıp onları öldürürler. Bu savunma maddeleri kanda antikor adı altında dolaşırlar. Interlökin ve interferon adlı kimyasal maddeler ise vücudun savunma gücünü arttırırlar. Savunma sisteminin bütünü zincirleme bir işleyiş içindedir. Etkene karşı savaş başarıya ulaştığında vücut normal işleyişine geri döner. Ama geriye etkenle mücadelenin izlerini taşıyan bir hücre grubu kalır ki bu hücre grubu aynı etken tekrar vücudu girdiğinde derhal aynı savunma gücünü ortaya koyar.
Bu karmaşık işleyiş T-Lenfositlerin bir alt grubunu oluşturan T-Yardımcı hücreleri ya da T4 hücreleri adı verilen hücreler tarafından yönetilirler. Çok yönlü savunma sistemi bu yönlendirici güç olmadan kumanda edilmeyen bir itfaiye ekibine benzer. T-Yardımcı hücreleri aynı zamanda savunma sisteminin normale dönüşünden de sorumludur. T-supresor hücreleri ya da T8 hücreleri adındaki diğer T lenfositler de savunma sisteminin gerektiği yerde frenlenmesine yardımcı olurlar. |
|
|